Abdulkadir Menek

Abdulkadir Menek

Eyüp Sultan Mezarlığında (I)

Hz. Eyüp Sultan Camii ve Türbesini ziyaret ettikten sonra gözleriniz Eyüp Sultan Mezarlığına dalar ve yolunuz oraya doğru uzanır. Yüzlerce yıllık geçmişe uzanan mezar taşlarının arasından yürürken, insan koca ömrünün tek maddi meyvesi olan ve yerin altında çürüyen bedenini düşünmekten ve manevi olarak vereceği hesabın altında ezilme korkusunu ve telaşını yaşamaktan kendini kurtaramıyor.

İnsan yaşarken ne kadar çok fazla emelin sahibi olarak gayret gösteriyor ve ne kadar çok hayalin peşinde koşarak ömrünü tüketiyor. Ve bütün arzu ve emelleriniz gelip iki metrelik bir çukura gömülüyor. Sonrasında yaptıklarınız ve yapamadıklarınızın hesabını vermek üzere bütün mülkün mutlak sahibi Allah ile baş başa kalıyorsunuz.

Eyüp Sultan Mezarlığında yürürken sağınızda ve solunuzda, dünyada iken göremediğiniz, bir kısmını çok beğendiğiniz, bir kısmını bazı eserleri ile hafızanıza nakşettiğiniz, bir kısmına özendiğiniz ve bir kısmı hakkında tereddütler yaşadığınız çok sayıda mezar taşı ile isimlerin kazılı olduğu küçük tabelalara rastlıyorsunuz. Ve meşhur, dünyada ve dünyanızda önemli izler bırakan bu insanların, artık sadece isimlerinin ve bir kısmının da isimleri ile birlikte eserlerinin yaşadığını görerek kendi iç âlemlerinize dalıyorsunuz.

Acaba bana ait mezar taşını gören insanlarda, hayır dualarına vesile olacak bir gayretim var mı veya bunu hak edecek bir amel işlemiş miyim diye kendi kendinize sormadan edemiyorsunuz. Ve müminler için sonsuz merhamet sahibi olan Rabbinizin inayet, kerem, rahmet ve şefkatine sığınıyorsunuz.

Eyüp Sultan Mezarlığında Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin yanında yıllarca bütün baskı ve zulümlere rağmen iman ve Kur’an hizmeti için taviz vermeden durmuş, tehditlere beş para ehemmiyet vermemiş Kahraman Ağabeylerin mezarlarına uğruyoruz. Bu kahraman insanlar; hapislere girme, işkencelere maruz kalma ve her türlü zulme hedef olma pahasına davalarından zerre miktar taviz vermemişler, “Isparta Kahramanları ve Isparta Kahramanlarının Arkadaşları” unvanlarını bihakkın kazanarak bu dünyadaki vazifelerinden terhis olmuşlardır. Berzah âlemlerindeki menzillerinde haşrin sabahını bekleyen bu kahraman Nur Talebeleri ile birlikte bütün ehl-i iman, inşallah cennet bahçelerinden bir bahçe olan bu kabirlerinde, belki de zaman mefhumunun hiç farkında olmadan haşrin sabahını beklemektedirler.

İlk etapta mezarları yan yana olan Zübeyir Gündüzalp, Dr. Sadullah Nutku, Tahiri Mutlu, Bekir Berk, Abdullah Yeğin, Hüsnü Bayram, Mustafa Polat, Mehmet Emin Birinci, Ahmet Aytimur, Abdullah Yeğin, Mustafa Sungur, Zeynep Münteha Polat, Suat Ünlükul, Zeki Şevkli, Cemile Sungur, Taceddin Durmuş ve daha birçok Nur kahramanı insanların mezarlarına gözlerimiz rahmet duaları ile ilişiyor. Bu dünyadaki vazifelerini istikamet ve ihlasla yaptıktan sonra bu dünya menzilinden yüz akı ile ayrılan ve rahmeti ve merhameti sonsuz olan Rabbimize kavuşanlara ne mutlu.

Bu kahramanların hepsi, dua ve muhabbeti fazlasıyla hak ediyor. Biz burada bazı ağabeylere birkaç paragraf açalım.

İşte istikamet ve sadakatin tam bir sembolü Zübeyir Gündüzalp. 1920 yılında Ermenek’te Kafkas göçmeni bir ailenin evladı olarak dünyaya gelen Zübeyir Gündüzalp; hayatını, memuriyetini, rahatını ve bütün varlığını iman ve Kur’an hizmetine gözünü kırpmadan feda eden bir cengaver. Bediüzzaman Hazretlerinin “kâinata değişmem” dediği ve elli bir yıl süren kısa dünya hayatına büyük bir iman ve Kur’an destanını sığdıran bir civanmert. Ve bu şehadetle on binlerce insanın refakati eşliğinde Fatih’ten ta Eyüp Sultan Mezarlığına kadar eller üzerinde taşınan ve berzah âlemine uğurlanan bir kahraman.

1948 yılında tutuklu olarak Üstad’ı ile birlikte sevk edildiği Afyon Mahkemesinde hâkimin kendisine sorduğu “Sen de mi Nur Talebesisin?” sorusuna kahramanca ve pervasızca, “Bediüzzaman Said Nursî gibi bir dâhinin şakirdi olmak liyakatini kendimde göremiyorum. Eğer kabul buyururlarsa iftiharla ‘Evet, ben Nur Şakirdiyim’ derim” demiş, cesaret ve civanmertliğini cümle âleme göstermişti. Bu ifadeler üzerine Üstad Hazretleri talebeliğini “Evet, kabul ediyorum’’ diye memnuniyetle tasdik etmiştir.

Posta İdaresindeki vazifesinden istifa ederek, Konya’dan Emirdağ’a büyük bir heyecan ve hizmet aşkı ile ulaşan ve hiçbir tereddüt ve zikzak yaşamadan geri kalan ömrünü tam bir metanet ve sebat ile geçiren bu müstesna insan için anlatılacak ve anlatılması gereken o kadar çok hakikat ve hadise var ki, bunları bir yazıya sığdırmanın imkânı yoktur.

Zübeyir Ağabey, buhranlı, çalkantılı ve kaos dönemlerinde hizmet ehli kahramanlar için tam bir işaret fişeği ve kutup yıldızı vazifesini hakkıyla ifa etmiş, hizmet esaslarının inhiraf edilmeden uygulanması ve istikametin muhafaza edilmesi için büyük bir misyon üstlenmiş ve tam bir pusula olmuştur. Zaten bu feraset ve öngörüsü nedeniyle, Üstad’ın vefatından kısa bir dönem sonra, 1961 yılında Nazilli’ye kapanarak, bir buçuk ay gibi kısa bir süre içerisinde hizmet esaslarının bir araya getirilmesi için önemli bir çalışma yapmıştı. Risale-i Nur’daki hizmet prensiplerinin bir araya getirildiği bu çalışma “Kur’an Şakirtlerinin Hizmet Rehberi” adıyla daha sonraki yıllarda neşredilmiştir.

Üstad Hazretlerinin vefatından sonra hizmetin istikamet ve selameti için “Meşveret” sisteminin tam anlamıyla işlemesi ve devamı için de çok büyük gayretler göstermiş ve bu konu üzerinde çok büyük mesai sarf etmiştir.

Biliyorum, serapa iman ve sadakat timsali olan bu İman Fedaisini anlatmak çok zor. Ne kadar ifade edebildim bilemiyorum, ama yıllar önce bu büyük kahraman Mücahidi anlatmak için aşağıdaki mısraları kaleme almıştım.

Sadakat güneşi, Nur’un burcunda
Hizmetin yolunda koşar Zübeyir
Hayatı yoğrulmuş çile harcında
“İman, Kur’an” deyip coşar Zübeyir.

Kalem kâğıt yoksa işte kan, derim!
Hep “Risale-i Nur ve Üstad” derim.
Davaya fedadır hayatım, ser’im.
Fenâ fin-nur olmuş, yaşar Zübeyir.

Afyon ve Emirdağ, Isparta, Urfa,
Ankara, İstanbul; hep nurlu sayfa.
Kendi yanar, ışık saçar etrafa.
Nur’la dolar dolar, taşar Zübeyir.

Sizin olsun memuriyet ve maaş,
Aç gezerim, bağrıma basarım taş!
Yeter ki Üstada olayım yoldaş.
Bütün engelleri aşar Zübeyir.

“Nur’lara ayine olmak” tek derdi.
Ömrünü adamış bir cengâverdi.
Nasıl anlatmalı böyle bir merdi?
Kalem âciz kalır, şaşar; Zübeyir.

Bu büyük ve müstesna hizmet kahramanına Allah rahmet ve mağfiret eylesin, mekânını cennet ve makamını ali eylesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum