Hazırlayan: Ekrem Uçar
“İhya-yı din, ihya-yı millettir. Hayat-ı din(Dini Yaşamak), nur-u hayattır(Hayatı aydınlatan, ışıktır).”
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 60 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“İhya-yı din, ihya-yı millettir. Hayat-ı din(Dini Yaşamak), nur-u hayattır(Hayatı aydınlatan, ışıktır).”
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 60 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Hararetteki merâtip(mertebe), burudetin(soğukluk) tahallülüyledir(müdahale etme).”
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 80/1 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
Hüsündeki(güzelliklerdeki) derecat(dereceler) , kubhun(çirkinliğin) tedahülüyledir(dahil olması).
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 80/2 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Kudret-i ezeliye(ezelden beri var olan) zâtiyedir, lâzımedir, zaruriyedir(varlığı zorunludur). Acz tahallül edemez, merâtip olamaz, herşey ona nisbeten müsavidir(eşittir).”
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 80/3 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Hayat, cilve-i tevhiddendir(Bir canlının hayatı; Yaradanın “HAY” isminin bir tecellisi olarak; gerekli tüm sebeplerin bir araya gelmesiyle; vücud bulur ve tüm şartlar sağlandığı sürece, o kişi canlı kalır.); müntehâsı da(en sonunda da) vahdet(birlik mührü-tek elden çıktığı) kesb(belirgn bir şekilde ortaya çıkıyor) ediyor.”
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 82 - Bediüzzaman Said Nursi
Açıklama: “Hayat tevhidin bir cilvesidir. Yani, bu muhteşem kâinatın sayılamayacak kadar çok yapı taşları vardır. Ama bu âlem, hayat meyvesi verecek bir ağaç olarak yaratılmıştır. Hayatı düşünen insan, bu harika eser ancak bu kâinatın Hâlık’ına mahsustur, hükmüne varır.” (Kaynak:sorularlarisale.com)
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Dünyada mâsiyetin(Günahların) âkibeti(Sonucu, neticesi) , ikab-ı uhrevîye (Ahiretteki cezaya) delildir.”
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 84 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Eskiden ekser islâm aç deĞildi; tereffühe(bolluk ve rahatlık içinde yaşama) ihtiyar(tercih etme) vardı. Şimdi açtır; telezzüze ihtiyar yoktur.”
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 89 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli, hoşgeldin demeli. Geçmiş lezâiz, ah vah dedirtir. Ah, müstetir bir elemin tercümanıdır. “
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 90/1 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Geçmiş âlâm, oh dedirtir. O oh, muzmer(ezelden) bir lezzet ve nimetin muhbiridir.”
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 90/2 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız hergünün âlâmını(Elemlerini,acılarını) çektirir, müterâkimi(Birikmiş sıkıntıları) unutturur.”
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 91 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Derece-i hararet (sıcaklık derecesi) gibi, her musibette(bela) bir derece-i nimet vardır. Daha büyüğünü düşünüp, küçükteki derece-i nimeti görüp, Allah’a şükretmeli.”
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 92 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Tertib-i mukaddematta(İşin başlangıcında) tevfiz(işi ALLAH’a havale etme) tembelliktir; terettüb-ü neticede(netice-sonuç ortaya çıktıktan sonra) tevekküldür.”
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 95/1 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Semere-i sa’yine ve kısmetine rıza kanaattir, meyl-i sa’yi (çalışma isteğini) kuvvetlendirir; mevcuda (var olana) iktifâ (yetinme), dûn-himmetliktir (gayretsizliktir).”
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 95/2 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Meselâ, sabrın mükâfâtı zaferdir; atâletin (Tembelliğin) mücâzâtı (Cezası) sefalettir (Yoksulluk, perişanlık).”
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 96/1 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Sa’yin (Çalışmanın) sevabı servettir (Zenginlik); Sebatın (Kararlı olma) mükâfâtı galebedir (Galip gelmektir.).”
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 96/2 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Temasül tezadın sebebidir(makam ve kabiliyetleri birbirine yakın veya denk olan insanlar birbiri ile ahenk içinde olamaz.Birbirine zıt hareket ederler).Tenasüp(Mizaç uyumluluğu ve ahenk) tesanüdün (yardımlaşmanın) esasıdır.
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 97/1 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Sıgar-ı nefis(Terbiye edilmemiş nefis) tekebbürün(kibrin) menbaıdır(kaynağıdır) .” (Terbiye edilmemiş nefisten kibir ve gurur gibi manevî hastalıklar sudur eder.)”
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 97/2 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Zaaf gururun madenidir. Acz muhalefetin menşeidir(Aciz adam; elinden bir şey gelmediği için sadece kuru muhalefet yapar). Merak ilmin hocasıdır.(İnsandaki merak duygusu, insanı öğrenmeye ve talime teşvik eder.) “
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 97/3 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Kudret-i fâtıra, ihtiyaç ile, hususan(bilhassa,özellikle) açlık ihtiyacıyla, başta insan, bütün hayvânâtı gemlendirip (dizginleyip, kontrol altında tutmak) nizama(düzene) sokmuş.“(İnsanı araştırmaya, keşfetmeye, çalışmaya sevkeden asıl sebep ihtiyaçlarının olmasıdır)
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 98/1 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Hem âlemi hercümerçten halâs edip(kurtarıp), hem ihtiyacı medeniyete üstad (öğretmen)ederek terakkiyâtı(ilerlemeyi) temin etmiştir. “
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 98/2 - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Sıkıntı sefahetin (Yasak eğlencelere düşkünlük) muallimidir (Öğretmenidir).”
(Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 99/1) - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Yeis (Ümitsizlik) dalâlet-i fikrin (Fikir sapkınlığı), zulmet-i kalb (Kalp katılığı) ruh sıkıntısının menbaıdır (kaynağıdır).”
(Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 99/2) - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Ey dünyaperest(Dünyaya çok düşkün) insan! Çok geniş tasavvur ettiĞiN senin dünyan, dar bir kabir hükmündedir.”
(Lem’alar, 17.Lem’a, 235/1) - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Fakat o dar kabir gibi menzilin duvarları şişeden olduğu için, birbiri içinde in'ikâs(Yansıma) edip, göz görünceye kadar genişliyor. Kabir gibi darken, bir şehir kadar geniş görünür.”
(Lem’alar, 17.Lem’a, 235/2) - Bediüzzaman Said Nursi
Hazırlayan: Ekrem Uçar
“Meselâ, nasıl ki bir padişah-ı âli(Büyük bir padişah), sana bir elmayı ihsan etse, o elmaya iki muhabbet ve onda iki lezzet var: Biri: Elma, elma olduğu için sevilir. Ve elmaya mahsus ve elma kadar bir lezzet var. Şu muhabbet padişaha ait deĞil.”
(Sözler, 32.Söz, 873/1) - Bediüzzaman Said Nursi