Kendimizi Düzeltmenin Başlangıcı Nedir?

Said Yargıcı

Ey kavmim. Rabbinizden mağfiret isteyin, sonra O’na tevbe edin ki, üzerinize gökten bol bol bereket indirsin ve sizi kuvvetinize kuvvet katarak çoğaltsın. Gelin günahkar olarak dönüp gitmeyin.

Hud, 11/52.

Hud aleyhisselam Ad kavmine peygamber olarak gönderilmişti. Ad kavmi de müşrik bir kavim idi. Putlara tapıyorlardı. Hud aleyhisselam önce onları “ey kavmim. Allah’a kulluk edin. Sizin ondan başka bir ilahınız yoktur. Siz sadece iftira edip duruyorsunuz.” (Hud,11/50) diyerek tevhide davet etmişti. Ama onlar, Hud peygamberin bu çağrılarına kulak asmadılar, onu dinlemediler. Üstelik de onunla alay ettiler. Ve hatta, “Tanrılarımızdan bazısı seni fena çarpmış” diyecek kadar da ileri gitmişlerdi. İşte Hud aleyhisselam bütün diğer peygamber kardeşleri gibi kavmini içinde bulundukları şirkten kurtarmak için var gücüyle çabalıyor ve tebliğ görevini en güzel şekilde yerine getiriyordu. Onun baştaki ayette zikrettiğim ifadeleri de onları uyandırmak için bir yol göstermekten başka bir şey değildi.

Önce Onları istiğfara davet ediyor Hud aleyhisselam. Bu vesile ile peygamberim s.a.v. de müşrikleri istiğfara davet ediyordu. Yani “Bu içinde bulunduğumuz şirk yolu yanlış bir yoldur. Sen bizi affet” demelerini istiyordu. Arkasından ise tövbe etmeye davet ediyordu. Burada tövbe, geçmişte yapılanlardan pişmanlık duymak ve ondan vazgeçip Allah’a yönelmek anlamındadır. Ayette hem istiğfar hem de tövbenin kullanılması gerçekten dikkat etmeye değer bir konudur. Tövbenin aslı olan evb kelimesi iradesi olan canlılar için dönmek anlamına geliyor. O halde tövbe eden kişi, iradesiyle kötülükten vazgeçen ve Allah’a yönelen, Allah’ın emrettiklerine yönelen kimsedir. Bu ayette ise, tövbe eden şirkten vazgeçen tevhide iradesiyle yönelen kimsedir.

O halde insan, eğer müşrikse, kafir ise şirkten ve küfürden evvela mağfiret dileyecek. Günahları varsa günahlarından dolayı af dileyecek. Bu istiğfar başta çok önemlidir. Çünkü istiğfar insanın kötülüklere olan meylini kırıyor. İradesini kötülük yapma yönünde kullanmasının önüne geçiyor. İstiğfar eden insanın iradesi kötülükleri yapmama noktasında güçlenmiş oluyor. Bu durumda insanın içinde iyiliğe meyil ortaya çıkıyor.

İşte insanın tövbesi, kötülükten vazgeçme iradesini gösteren bir insanın, iyiliklere, Allah’ın tevhidine, emirlerine yönelmesi anlamına geliyor. Bu durumda insan iyilik yönünde önemli adımlar atmış oluyor. İşte bu yapıldığı zaman, bu toplu olarak yapıldığı zaman o topluluk üzerindeki kıtlık, kısırlık gibi durumlar ortadan kalkar.

Ad kavmi Hud peygamberi dinlemediğinden dolayı yıllarca yağmur yağmamış ve kadınları da çocuk doğurmaz olmuştu. Bu yüzden dolayı ayet diyor ki, eğer siz istiğfar eder de, Allah’ın birliğine inanır, onun emirlerini yapmaya yönelirseniz, Allah size bol bol yağmur verir ve sizin gücünüze güç katar. Yani hem bol nimetlere kavuşursunuz, hem de o nimetlerden size verdiği güç sayesinde istifade edersiniz.

O halde istiğfar ve tövbe samimi yapıldığı takdirde, Allah o insana nimetin ve kuvvetin kapılarını açmayı vaad ediyor. O insana, ya da insanlara rızıkları bol bir şekilde ummadıkları yerden gelmeye başlıyor. Demek ki, karşı karşıya kaldığımız sıkıntılarla bizim irademizle yaptığımız şirk ve günah gibi hususların çok yakından bir ilgisi var. O halde işe kendimizi düzeltmekten başlamalıyız. Bunun da başlangıcı istiğfar ve tövbedir. Allah bizleri buna her zaman muvaffak kılsın amin.

İlk yorum yazan siz olun
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.