Yunus suresinde şöyle buyruluyor:
Hangi işi yaparsan yap, Kur’an’dan ne okursan oku, ne işte çalışırsan çalış, unutmayın ki, size ona dalıp gitmişken, Biz sizin üzerinizde şahidiz ne yerde, ne gökte zerre kadar hiçbir şey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük…
(Yunus, 10/61)
Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de bazı ayetlerde gaybın anahtarlarının yanında olduğunu, karada, denizde neler olduğunu hatta bir yaprağın düşmesini bile bildiğini bildiriyor. Bazı diğer ayetlerde de, karada yürüyen canlıları da, hava kanatlarıyla uçan kuşları da Kendisinin bildiğini zikrediyor. Bütün mahlukatın rızkını da Allah veriyor. Bu ayette ise insandan, yani bizden bahsediyor. Kainatta canlı cansız bütün varlıklarının ne yaptıklarından ne hal üzere bulunduklarından haberi olan bir Zatın, insandan, yani bizden haberdar olmaması imkansız…
Çünkü insan diğer bütün varlıklardan daha üstün yaratılmış, Allah’a muhatap olmuş. İnsanların ve cinlerin en son peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) onların arasından çıkmış. Kabiliyetleri ve duyguları çok farklı ve yüksek..Bu durumda insana göre değersiz gibi görünen varlıklarının her halini bilen Alim olan Allah’ın insanların hallerini bilmemesi onun Hakim olmasına ters düşerdi. Onun hikmetine uygun gelmezdi. Bu yüzden Bu ayette Cenab-ı Hak, insanı adeta bir gölge gibi takip ettiğini, biz her halimize gözetleyip bildiğini bizlere bildiriyor. Bu durumda biz insanları ikaz ediyor. Bizi iyilik yapmaya teşvik ediyor, kötülük yapmaktan uzaklaştırıyor.
Cenab-ı Hakk'ın bizi gördüğüne ve ne yaparsak bildiğine, ne konuşursak duyduğuna inanmamız gerekir. İmanımızın kemali onu bu sıfatlarıyla tanımak ve bilmeye bağlıdır. Cenab-ı Hakkın bizi gördüğünü nasıl bileceğiz. Bunun için dönüp kendimize bakmamız gerekir. Allah bizde gören gözler yaratmıştır. Gözü yaratan, görmeyi yaratan Allah da elbette görüyor. Bizim görmemiz sınırlıdır. Ama Cenab-ı Hakkın görmesinde sınır yoktur. O her şeyi görür. Biz insanları ve diğer hayvanları sesleri duyan bir özellikle donatan Allah’ın varlıkları ve bilhassa da eşref-i mahlukat olarak yarattığı insanı duymaması mümkün değildir. İnsan çok sınırlı sesleri duyuyor. Ama Cenab-ı Hak her şeyi duyuyor. O Semi’ ve Basirdir. Bizler bir şeyler biliyoruz. Bizi bir şeyler bilme kabiliyeti ile yaratan Allah her şeyi biliyor.
Önemli olan Onun bizi gördüğünü, duyduğunu, bildiğini bilmek, bu bilinç içinde olmak. Şu anda biz ne yapıyoruz O bunu biliyor. Şu anda ne konuşuyoruz onu biliyor. Bu yüzden dikkatli olmalıyız. O bir gün bize yaptığımızı haber verecek. İyi şeyler yapmış isek, onun hoşuna gidecek davranışlar içinde bulunmuş isek yüzümüz ağaracak. Aksi takdirde kapkara bir yüzle çıkacağız onun Huzuruna… Bu ayet rehberimiz olsun. Bu ayeti hatırlarsak, yaptığımız her işi bilinçli bir şekilde yapmaya gayret ederiz. Konuşmalarımız, çalışmalarımız Onun rızasına uygun olur. Bu yüzden bu gibi ayetleri sık sık okumak ve hatırlamak gerekir. Biz Kur’an’ın bu mesajlarını hatırlarsak, kendimize her zaman çeki düzen veririz. Her hareketimizde, her konuşmamızda, her dinlediğimiz şeyde Allah rızasını esas alırız. Bu da bizi hem bu dünyada hem de ahirette mutlu edecek bir formüldür.
Bu ayet bütün bunların yanında okumalarımıza da dikkat etmemizi istiyor. Kur’an’dan ne okursak okuyalım onu bileceğini bildiriyor. O halde okumalarımıza da dikkat edelim. Elimize aldığımız kitaplar, gazeteler dergiler… Eğer bize O’nu hatırlatmıyorsa, bize O’nun emirlerini ve yasaklarını bildirmiyorsa anlamsızdır… Bizi O’ndan uzaklaştıracak, dünyanın cazibeli meşru olmayan hayatına yaklaştıracak olan her şeyden uzaklaşmalıyız. Ne okursak okuyalım onu Allah biliyor. Biz burada okuduğumuz şeye dikkat edersek, seçici olursak, kendimiz de çocuklarımız da kârlı çıkar.