Maskeli Vicdanlar

Raşit Duran

Başlık, “Kur’an’ı asrın idrakine söyleten” ve fakat çağdaşları tarafından anlaşılmamış, feryatlarına kulak tıkanmış, kıymetleri takdir edilmemiş (ki bugün bile hakkıyla anlaşılıp takdir edildiklerini söylemek pek mümkün değildir) iki büyük mustarip insandan birisi Mehmet Âkif ise diğeri Bediüzzaman Hazretleridir. M. Akif, kendi dönemindeki zulüm, zillet ve aşağılama karşısında isyanını şöyle dile getirir:

Tükürün maskeli asrın vicdanına tükürün!”

Evet, “maskeli asır” tabiri ilginç ve dikkat çekicidir. Zira yüze takılan yahut vicdana geçirilen maske kişilik ve kimliği, kişinin gerçek yüzünü, gerçek mahiyetini gizleyen bir aparattır. Asırlar ötesinden bugüne işaretle, bizleri maskeli yüzler ve maskeli vicdanlara karşı uyaran Nebevi (as) beyan şudur: “Bizi aldatan bizden değildir.” Nebevî beyanın hilafına, yaşadığımız yüzyılın olumsuz, kötü ve bulaşıcı özelliklerinden birisi (belki birincisi) de “aldatarak iş görmek” olduğunu söylesek, hilaf-ı vaki beyanda bulunmuş olmayız. Bu “aldatma” hali, uzunca bir zamandır, özellikle toplumsal hayatın ferdî, siyasî ve iktisadî cihetinde çokça yaşanmaktadır.

İnsan (kadını ve erkeğiyle); onuru, haysiyeti ile mükerrem bir varlıktır. Hak nazarında değerini soyundan, cismâniyet veya maddiyatından değil; kalp, niyet ve amelinden alır. Bu manada halk ozanımız şöyle der:

Bu Âdem dedikleri,
El ayakla baş değil;
Âdem manaya derler,
Sûret ile kaş değil
.

Kaygusuz Abdal

Ülkemizde yaptığı yatırım, istihdam ve üretimle, milli ve milletlerarası arenada takdire şayan işler yapan Koç Grubunun onur başkanı Rahmi Koç’un, geçen hafta İzmir’de bir hastane açılışında yaptığı, maksadını aşan hem şer’i hem mer’i hukukta bile “suçun maddi unsurlarından” sayılan, tahkir ve tezyif nitelikli, üstelik bir kadın üzerinden anlattığı çirkin fıkra ülkemiz ve milletimiz adına fevkalade rencide edicidir. Hem de milletimizi uluslararası mahfillerde küçük düşürücü niteliktedir. Bir insanın konumu ne olursa olsun, bir başka insanı (hele bir kadını) inancından yahut etnik kökeninden dolayı alaya alması, aşağılaması, fıkra konusu yapması katiyen kabul edilebilir bir şey değildir. Koç’un sözlerini kendisine iadeyle reddediyor ve şiddetle kınıyoruz; ayrıca milliyetçi muhafazakâr olduğu söylenen bir siyasinin de buna gülmesi, fıkradan daha çirkin ve toplum vicdanını rencide edicidir. Elbette o siyasiyi de Koç gibi aynı şiddetle ayıplıyor ve kınıyoruz. Demek, mensubu bulunduğu milletin millî ve manevî değerlerine “Fransız olmak” bu olsa gerektir.

Evet, madde ve menfaatin hüküm ferma olduğu maskeli yüzler ve maskeli vicdanlar çağında, “mış gibi” görünen pek çok insan, dünyevi makam, mevki ve menfaat için suret-i haktan görünmekle “aldatarak” iş görürler. Zira, bu asrın dehşetli cereyanlarından birisi de Süfyanizm denilen dalalet fırkasının ve cereyanının mümeyyiz vasfı, “münafıkâne” hareket etmektir. Bu cereyan vaktinde, “Muharrik-i vicdan olan kutsiyet” kutsal olmayanla yer değiştirmiş, insanların “mesh-i maneviye” uğramasına, manen başkalaşmasına sebep olmuştur. Madde ve menfaat çağının bireyleri, “Homo economicus” yâni ekonomik saiklerle hareket eden ve davranış sergileyen “ekonomik insan” türü olarak tanımlanmaktadır. Hal böyle olunca, “insaniyet-i kübra İslâmiyet” hakikati, toplumsal hayatımızda ikinci yahut üçüncü derece kalmakla görünür ve müessir olamamaktadır.

Görünen o ki, “insaniyet-i kübra İslâm” hakikatinin şuuruna varmadıkça ve idrak edip sosyal hayata “hayat kılınmadıkça”; şuurlu fıtrat “vicdan” mekanizmasının “kutsiyet”in etki alanına girmedikçe ferdî, siyasî, iktisadî ve içtimaî yaşamda, eylem ve söylem planında bu tür sorunlarla hep karşılaşacağız. Çaresi nedir, derseniz, hiç tereddütsüz, bu hakikatleri akıl, kalp, ruh, vicdan ve sair letâifimize ders verip özümseten “Risale-i Nurlar”dır, derim.

**

İlk yorum yazan siz olun
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.