Gençlik Nereye Gidiyor?

Nadire Batu

Toplumumuzun ve bilhassa gençliğin yaraları günden güne derinleşiyor. Şiddet, hayasızlık ve müstehcenlik alıp başını gidiyor. Bazı gençler henüz hayatının baharındayken yaşıtları tarafından hayattan koparılıyor. Mattia Ahmet Minguzzi ve Atlas Çağlayan, bu acı tablonun yalnızca iki örneğidir. Neredeyse her gün bir kadın cinayetiyle sarsılıyoruz. Ne yazık ki ülkemizde aile, gençlik ve toplum savrulmanın getirdiği manevi bir buhran yaşıyor; bunun sonucunda tatminsiz ve mutsuz bir nesil yetişiyor. Aslında her dönemde kötülük ve günahlar var olmuştur; ancak hiçbir zaman bu kadar fütursuzca sergilenmemişti. Bu gidişata karşı önlem alınmazsa, durumun daha da kötüye gideceğinden endişe ediyoruz.

Çocuk eğitimi, ebeveynin kendini eğitmesiyle başladığı için asıl görev aileye aittir. Elbette aileler bu görevden muaf değildir; ancak çoğu aile yeterince bilinçli olmadığından büyük sorumluluk bilenlere düşüyor. Tarih boyunca toplumları değiştirip dönüştürenler hep bilinçli ve manevi donanıma sahip kişiler olmuştur. Bu nedenle bilenler, üzerine düşen sorumluluğu alıp elini taşın altına koymalı ve sahaya inerek topluma yön vermelidir.

Öte yandan Hasan el-Benna arkadaşlarıyla birlikte İslam’ı tebliğ ederken kahvelere, gençlerin ve kalabalıkların bulunduğu yerlere giderek İslam davasını anlatırdı. Hakikaten mümin olarak onların cesaretine hayran kalıyoruz. Yapılan çeşitli araştırmalara göre Mısır halkı, İsrail ürünlerini boykot eden halklar arasında en ön sıradadır. Kanaatimce bunda Hasan el-Bennâ ve arkadaşlarının gayretlerinin büyük payı bulunmaktadır.

Ayrıca Bediüzzaman Said Nursi, hapishanede idamla yargılanmasına rağmen, gençliğin günahına ağlayarak onların imanını kurtarması için büyük mücadeleler vermiştir. Hapishanede kendisine türlü türlü işkence ve eziyetler edilmiş, zehirlenmiş ve çeşitli zulümlere maruz bırakılmıştır. İşte bu örneklerde görüldüğü gibi, ümmetin derdiyle yanıp tutuşan İslam âlimleri, bir anne şefkatiyle insanlara yaklaşmıştır. Çünkü onlar derslerini Mahşer'de herkesin sadece kendisini düşüneceği, Efendimiz’in (sav) ise “Ümmetî, ümmetî!” diyeceği bir peygamberden aldılar.

Bu durumda görsel ve yazılı medya yoluyla gençliğe hitap etmek çok kıymetlidir. Kanaatimce gençlerle yüz yüze gelip, göz göze temas ederek dünyalarına girmek ve kalplerine dokunmak en etkili iletişim yoludur. Ayrıca hâl diliyle örülen köprüler daha çok değişim ve dönüşüm sağlar. Bunun neticesinde güven, samimiyet ve duygu aktarımı meydana gelir. İslam medeniyetinde camiler, medreseler ve ilim meclisleri; sosyalleşmenin ve tebliğ faaliyetlerinin yapıldığı, insandan insana en derin dokunuşların gerçekleştiği kutsal mekânlardır. Ancak tebliği sadece buralarla sınırlandırmamak, bilakis toplumun her yerine, hatta dünyaya yaymak gerekir. Bu açıdan eğitim kurumlarımızı manevi değerlerle donatmak büyük bir fırsattır.

Şayet bir ülkede gençlik, ahlaki ve manevi olarak çöküyorsa o ülkenin beka sorunu var demektir. İşte bu, devlet için ciddi bir tehdit oluşturur. Bu yüzden devlet yetkililerinin çözüm sürecinde aktif rol almaları gerekir. Bununla beraber suçlulara caydırıcı cezalar verilmesinin yanı sıra eğitim sisteminin düzeltilmesi ve sosyal medyanın denetlenmesi elzemdir. Sosyal medyanın inanç ve örfümüze uygun şekilde sınırlandırılması, kısa vadede bir korunma sağlayabilir. Müslümanların kendi dijital medyasını üretmesi ise, bu sürece önemli bir katkı sunacaktır. Ancak kalıcı ve köklü çözüm, neslin maneviyata dönmesidir.

Eğer insan enerjisini ve hayalini gerçek bir ideale ve davaya adamazsa; birilerinin derdiyle dertlenmeyi, insanların sorunlarını çözmeyi amaç edinmezse, hazlarının ve hevesinin esiri olur. Böylece bütün hedefi kendisi olup şımarır. Halbuki başkalarının hayatına dokunmanın ve başkalarının sorunlarını çözmenin hazzının manevi tatmini, hiçbir dünyevi hazla kıyaslanamaz.

Halbuki insanın dünyaya geliş amacı bu kadar basit ve anlamsız olmamalıdır. O halde insana yaraşır ve yakışır bir amaç lazımdır ki o da, Allah’ın rızasına uygun bir hayat yaşamanın içindedir. Bu durumda Allah’ın “Kulum, razıyım senden. Gir cennetime!” hitabı yok mu? İşte bu, tüm dünyevi nimetlerden daha leziz olup, bütün insanlığın takdir, övgü ve beğenisinin ötesinde tarif edilemez bir hâldir.

Ne yazık ki tebliğ ruhumuzu unvanlara hapsettik. Değerimizi unvanlarla ölçme hatasına düşerek kendimizi yücelttik. Hâlbuki mümin olarak asıl gayemiz, tebliğ vesilesiyle Allah’ı yüceltmek olmalıydı. Hem insanın değerini unvanlar değil, çabası neticesinde yalnızca Allah belirler.

Zira Hasan el-Bennâ kahvelere gitti. Bediüzzaman ise hapishanede ağladı. İşte tam burada herkes "Ben ne yapıyorum?" diyebilirse, Çanakkale'yi geçilmez kılan, Medine'yi kuran ruh gibi olur. Herkes karınca misali sorunun ucundan tutarsa, büyük işler başarılır, böylece dert kalmaz. Bu durumda her mümin, camia ve kurum özeleştiri yapmalıdır. Zira eleştiriye kapalı biri İslam'ın tarif ettiği 'adam' yani “Adem” profiline uymaz. Bu nedenle gerçek adam, hakkı teslim edendir.

Ne yazık ki çoğumuz, insanlığın derdiyle dertlenmeksizin kendi kabuğumuza çekilir olduk. Elbette bunu dile getirme amacımız ümitsizlik aşılamak değildir. Evet, toplum olarak çok sorunumuz var ancak davamız, sorunlarımızdan çok daha büyük. Hatta davamız; yaralarımızı sarıp sarmalayacak gücün de ötesindedir. O kadar şahlanan devasa bir davamız var ki dünyaya sığmaz; sadece büyük bir aşkla coşan müminin kalbinde gerçek karşılığını bulur. İşte bu aşkla toplumsal istişareyi ve dayanışmayı güçlendirip tüm sebeplere sarılarak adım atmalıyız. Bilhassa kendi kabuğumuzu kırıp topluma ve belki dünyaya yönelerek üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz.

İlk yorum yazan siz olun
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.