| Hanife Töre’nin yazısı… |
Geçenlerde telefonumun şarjı bitti. Fark ettim ki elektrik olmadığında o kıymetli, içinde pek çok program barındıran telefon bir ölüden farksız kalıyor. İçine enerji girmediği sürece; bütün güzel özellikleri karanlıkta ve atıl kalıyor, herhangi bir değer ifade etmeyen plastik ve metal parçasına dönüşüveriyor.
Bunun üzerine düşünmeye başladım: Bütün elektrikli aletler aynı değil mi? Eğer elektrikle bağları koparsa, sadece hangi maddeden yapılmışlarsa o maddenin yığını haline geliyorlar. Ancak elektrikle bağ kurduklarında, her biriyle çok kıymetli işler yapılıyor ve güzel faydalar hasıl oluyor. Örneğin; bir buzdolabı gıdaları bozulmaktan koruyor, çamaşır makinesi kirleri temizliyor, asansörler ise insanları ve yükleri zahmetsizce taşıyarak hayatı kolaylaştırıyor.
Zihnim bu düşüncelerden yola çıkarak beni dünyaya ve insana yöneltti. Gördüm ki insanın da ruhu çekildiğinde; tıpkı elektriği kesilmiş bir alet gibi, o kadar yeteneğine rağmen en yakınlarının bile bir an önce toprağa vermeye çalıştığı; çabuk bozulan et, kemik ve kan yığınına dönüşüyor. O an bedeninin hiçbir anlamı kalmıyor. Tam bu noktada Tin Suresi’ni hatırladım:
"Biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik."
(Tin, 4-5)
Allah Teâlâ, insanı ruh ve beden kabiliyetleri bakımından canlıların en mükemmeli kılmıştır. Ayetteki "en güzel biçim" (ahsen-i takvim) ifadesi bu hususu belirtir. İnsan, serbest iradesiyle ya bu kabiliyetlerini güzel kullanarak "kâmil insan" olacak yahut aksi yönü tutarak canlıların en aşağı mertebesine (esfel-i safilin) inecektir. Ancak iman edip salih amel işleyenler için kesintisiz bir ecir vardır.
Bu ayetler bize şunu söylüyor: Allah bizi eşsiz ve ham bir mücevher gibi yarattı. Bu mücevheri işleyip güzelliğini ortaya çıkaracak "emir ve yasaklar" denilen araçları ve "Sünnet-i Seniyye" denilen işleme metodunu bizlere sundu. Bizi bu imtihan salonuna (dünyaya) gönderip, kendi özümüzü bize emanet etti ve şimdi bizi gözlemliyor: Kim kendi cevherini en güzel şekilde işleyecek diye...
Anlamsız kalmaktan ürktüm. İmanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu bir kez daha derinden hissettim. Bir telefon şarjının bitmesini tefekküre vesile kılıp farkındalığımı artıran Allah’a binlerce kez şükürler olsun. İmanla, salih amellerle ve Sünnet-i Seniyye ile mücevherini en değerli hale getirip gerçek anlamını bulanlardan olabilmek duasıyla...
Allah’a emanet olunuz, vesselam.