Ahir Zaman Eşiğinde:Teknolojik Devrim, Türkiye’nin Misyonu ve Hz. İsa (a.s)

Misafir Kalem
Dr. Mansoor Malik’in yazısı - Londra

​​İslam’ın ahir zamandaki yükselişi; sadece siyasi bir galibiyet değil, materyalizmin karanlığında boğulan insanlığın İlahi rahmet ve adaletle yeniden buluşmasıdır. Dünya, "aldatma çağı" olarak nitelendirilen bir fetret döneminden geçerken, hakikat ile batılın büyük hesaplaşmasına sahne olmaktadır.

​Dijital Fitne ve Manevi Kriz

​Yapay zekâ, robotik ve kuantum teknolojileri; medeniyeti görülmemiş bir hızla dönüştürürken, eski dünya düzenini sarsmaktadır. Ancak bu maddi ilerleme, beraberinde büyük bir buhran-ı manevi getirmiştir. İnsanlık; yalnızlık, kaygı ve anlamsızlık içinde kıvranırken, ruhun açlığını teknolojiyle dindiremeyeceğini acı bir tecrübeyle fark etmektedir.

​İmtihan Vesilesi Olarak Teknoloji: Yapay zekâ, Kur’an-ı Kerim’in ve İslami hakikatlerin dünyaya yayılması için bir tebliğ vasıtası olabileceği gibi; sahte görüntüler (deepfake) ve algı operasyonlarıyla Deccalî bir aldatma aracına da dönüşebilir.

​İnsan: Eşref-i Mahlukat: İslam, insanın bir "biyolojik makine" değil, İlahi bir nefha taşıyan mükerrem bir varlık olduğunu hatırlatır. Makineler zekâ üretebilir ama ruh, merhamet ve ahlaki sorumluluk yalnızca insana mahsustur.

​Türkiye’nin Stratejik ve Manevi Konumu

​Bu büyük dönüşümde Anadolu toprakları yeniden bir merkez-i irfan olarak tezahür etmektedir. Osmanlı’nın adalet mirası ve İstanbul’un manevi muhafızlığı, Türkiye’yi Doğu ile Batı arasında sadece coğrafi değil, ruhani bir köprü kılmaktadır. Türkiye’nin yeniden yükselişi, ahir zamanın karmaşasında insanlığa nefes aldıracak bir emanet-i mukaddese hükmündedir.

​Hz. İsa’nın (a.s) Nüzulü ve Hakikatin Galebesi

​İslam inancına göre, zulmün ve deccalî fitnenin zirveye ulaştığı bir dönemde, Meryem oğlu Hazreti İsa (a.s) yeryüzünü şereflendirecektir. O’nun gelişi;

​Sadece bir mucize değil, batılın ve illüzyonun kökten kazınmasıdır.

​Yapay sistemlerin ve sahte ilahların kurduğu sömürü düzenini yerle bir edecek,

​İnsanlığı yeniden Tevhid ekseninde, adalet ve selametle buluşturacaktır.

​Hasılı kelâm; teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, insanlığın kurtuluşu ancak marifetullah ve kalb-i selim ile mümkündür. Geleceğin dünyası, maddiyatın esiri olanların değil, teknolojiye hükmedip ruhunu Allah’a teslim edenlerin olacaktır.

​"Hak geldi, batıl zayi oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur." (İsrâ, 81)

İlk yorum yazan siz olun
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.