Ölümü Nasıl Karşılamalıyız? (Mevt Hakikati)

Mehmet Fatih Beyaz

Her can ölümü tadacaktır. Kıyamet günü mükâfatlarınız tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete gönderilirse, o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı aldatıcı bir metâdır.”

(Âl-i İmrân sûresi, 185)

İnsana dehşet veren bu ayet aslında insana çok şeyler anlatıyor. Ülfet belası, gaflet ve dünyevi meşgalelerin yoğunluğu bu hakikate karşı gözlerimizi maalesef ki kör etmiştir. Fakat bir an önce gaflet uykusundan uyanmalı tövbe ve nedamet etmeli ve hayatımıza yeni bir sayfa açmalıyız.

Her bir şeyin bir kemal noktası vardır. Kemalden sonra zevale gitmeye mahkûmdur... Bu kâinatta cari olan bir kanundur. Ölüm de hayat gibi yaratılmıştır ve mahlûktur. Ölüm, Allah’ın “Mümît” isminin tecellisidir. Ölüm O'nun emriyle tahakkuk eder. Fakat ehli-i iman için ölüm, kaybolmak, kavuşmamak, yok olmak ve ebedi olarak ayrılmak değildir. Ruh ve beden geldikleri âlemlere dönmektedirler. Beden toprağa, ruh emir ve iradeye dönmektedir.

İnsan da alaküllihal ölecek. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyanmamız lazım. Evet, hayat apartmanı yıkılıyor. Ömür tayyaresi şimşek gibi geçiyor. Gözümüzü kapatmakla bizi burada durdurmazlar. Büyük bir sevkiyat var. Her bir şehri yüz defa mezaristana boşaltan ölüm, elbette hayattan ziyade bir istediği var. Her gün kafile kafile geçip giden ve kabir denilen kuyuya atılan mahlûkatlar nerden gelip ve nereye kayboldular?

İşte bütün bu hadiseler bizlere tek bir hakikati haber verir: Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni Yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Üçüncü Deva)

İşte iman ve saadet ehli insanlar özellikle kâmil insanlar ölümün hakikatini görüp ölümü sevmişler, daha ölüm gelmeden ölmek istemişler." (Sözler, Yedinci Söz) . Ne mutlu o kâmil ve takva insanlara ki ölümden ürküp, kabirden korkup başını çevirmiyorlar. Merdane kabre bakıyorlar, dinliyorlar, ne talep ettiğini anlamaya çalışıyorlar. Erkekçesine ölümün yüzüne gülüp, bakıp, ne istediğini anlamaya gayret ediyorlar. Ve sonra bakar ki başta Habibullah olan Peygamberimiz (asm) ve bütün ahbapları, dostları, akrabaları, kabrin öbür tarafındadırlar. Burada kalan bir iki tane ise, onlar da gidecekler. Dolayısıyla onlar gibi ben de gideceğim deyip yolculuk hazırlıklarına başlar.

Ölümün zahiri yüzü korkunç, karanlık ve ürkütücü olabilir fakat kurtuluş ehli için ölümün yüzü nurani, açık, berrak ve sevimlidir. Azrail (as) ona dostane olarak görünür ve yeni bir seyrangaha gider gibi yolculuğa beraber başlarlar. Kabri, ejder ağzı, vahşet yatağı, hiçlik boğazı olarak görmez. Ahbaba kavuşturur, kabirden darılmaz, ehli dalalet gibi kızmaz. Ehli dalalet için korkunç ebedi ayrılık ve dehşetli azaplarla doludur.

Bizler de başkaları gibi dünyanın gidişatına bakıp “herkes dünyaya perestiş ediyor, dünyaya dalmış, ben de herkes gibiyim” dememek lazımdır. Çünkü ölüm değişmiyor, kabir kapısı kapanmıyor, acz-i beşeri ve fakr-ı insani değişmiyor, beşer yolculuğu da kesilmiyor, sür’at peyda ediyor.

Öyleyse bizler her daim ölüme hazırlıklı olmak ve hayatımızı bu noktada idame ettirmeliyiz. Ecel gizli olduğu için, genç ihtiyar fark etmeyerek, her vakit ecel celladı başını kesmek için gelebilir" (Sözler, On Üçüncü Söz). Eğer bizi gaflet ve günahta yakalarsa ebedi hayatımızı mahvedebilir ve ebedi hayatımıza çok zarar verebilir.

Bilakis ibadette, hizmette ve taatte bizi yakalasa o vakit selametle kabir kapısından içeri girip, hem berzahta hem ahirette ebedi bir gençliği ve ebedi bir saadeti bizlere kazandıracaktır. Öyle bir saadet yeri ki ne göz görmüş ne kulak işitmiş ne de kalb-i beşere hutur etmiştir.

Allah’ım! Bütün işlerimizde akıbetimizi hayr eyle; bu zamanın cazibedar fitnesinden, ölümün dehşetli sekerat anından, kabir azabından ve cehennem ateşinden bizleri muhafaza eyle. Âmin!


(Dipnot: Bu vesileyle, Diyarbakır’ımızın fedakâr ve cefakâr hizmet kahramanlarından Kıymetli Erdal SEYİTOĞLU Ağabeyimiz, geçirdiği bir rahatsızlık sonucu hastanede yatmaktadır. Kendisine acil şifa talep ediyor ve dualarınızı istirham ediyoruz. Cenab-ı Hak bütün hastalarımıza ve hastalarınıza ŞAFİİ ismiyle şifa versin inşallah.)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.