Kur’an’ın Mu’cizeliği (2)

Mehmet Fatih Beyaz

Beşinci olarak: Bugüne kadar Kur’an’ı tenkit etmek maksadıyla yazılan yüzlerce eser ortadadır. Bunların hiçbirisinin ona yetişemediği açıktır. Hatta en sıradan bir insan dahi dinlese, “Bu Kur’an bunlara benzemez ve onların seviyesinde değildir.” diyecektir. O hâlde Kur’an ya onların altında ya da hepsinin üstündedir. Hâlbuki onun altında olduğunu dünyada hiçbir fert, hiçbir kâfir, hatta hiçbir ahmak dahi söyleyemez. Demek ki belâgati hepsinden üstündür.

Altıncı olarak: Kur’an’ın bir yönü geçmişe, diğer yönü ise geleceğe bakar. Geçmişteki peygamberler ve semavî kitaplar onun geleceğini tasdik ve teyit etmişlerdir. Aynı şekilde, kendisinden sonra gelen evliya ve asfiyalar da Kur’an’dan feyiz alarak kendi asırlarını ilimleriyle aydınlatmışlardır.

Yedinci olarak: Kur’an’ın altı ciheti de parlaktır ve şüpheleri def eder. Üstünde mucizelik mührü, altında mantık ve delil direkleri, sağında akla uygunluk, solunda kalbi tatmin, önünde ve hedefinde iki dünya saadeti, arkasında ise vahiy dayanak noktası vardır. Böyle altı yönü muhkem surlarla çevrili bir Kur’an’a vehim ve şüphe giremez; hiçbir şekilde bu kitabın bir benzeri olamaz.

Sekizinci olarak: İslâmiyetin menbaı ve Kur’an’ın tercümanı olan zâtın (aleyhissalâtü vesselâm), herkesten ziyade ona iman ve hürmet göstermesi; vahyin nüzulü esnasında farklı bir hâl yaşaması; diğer sözlerin ona yetişememesi ve benzememesi; ümmî oluşuna rağmen dikkatli gözler önünde hiçbir hile ve yanlışının görülmemesi; ayrıca bütün kuvvetiyle Kur’an’ın her bir hükmünü tasdik edip hiçbir şeyin onu sarsmaması, Kur’an’ın semavî, hak ve Rahîm olan Hâlık’ın kelâmı olduğuna açık bir imzadır.

Dokuzuncu olarak: Kur’an’ın sözleri, lafız, mânâ ve ahenk bakımından kusursuzdur. Lafızları doğrudan kalbe tesir eder. Bu ahenk ve uyumun en açık delili, usandırmamasıdır. Bir çocuğun bile bıkmadan tekrar ederek onu ezberlemesi buna şahittir. Bunun sırrı ise Kur’an’ın kalplere gıda, akıllara kuvvet, ruhlara ise nur ve hayat suyu hükmünde olmasındandır.

Bu konuyla ilgili olarak Risale-i Nur’da şöyle bir hakikat ifade edilmiştir: Kureyş’in ileri gelenlerinden biri, müşrikler tarafından Kur’an’ı dinledikten sonra şöyle demiştir: “Bu kelâmın öyle etkileyici bir tatlılığı, tazeliği ve güzelliği var ki beşer kelâmına benzemez. Ben şairleri ve kâhinleri bilirim; bu onların sözlerine hiç benzemez. Olsa olsa halkımızı vazgeçirmek için ‘sihir’ demeliyiz.” İşte en inatçı kâfirler bile Kur’an’ın belâgatine hayran kalmışlardır.

Onuncu olarak: Kur’an-ı Kerîm’in bir diğer eşsiz yönü, yediden yetmişe herkesin ondan nasibini alabilmesidir. Bunu bir örnekle düşünelim: Günümüz eğitim sisteminde ilköğretim, ortaöğretim ve üniversite öğrencilerinin aynı sınıfta ders görüp, aynı anlatımdan eşit derecede faydalanmaları mümkün değildir. Ancak Kur’an-ı Kerîm’in taklit edilemez üslubu sayesinde; öğrenci, çiftçi, esnaf, cahil, âlim, akademisyen fark etmeksizin herkes aynı metinden istifade eder. İşte Kur’an, bu yönüyle de hiçbir kitaba benzemez ve hepsinden üstündür.

On birinci ve son olarak: Kur’an-ı Kerîm, on dört asır önce indirilmiş olmasına rağmen, her asır onu sanki kendi zamanında indirilmiş gibi okur ve ondan istifade eder. Hatta zaman geçtikçe Kur’an’ın mânâları daha da gençleşir ve her devrin ihtiyaçlarına cevap verir. İnsanların sözleri ve eserleri, insanlar gibi doğar ve ölür. Fakat Allah’ın kelâmı ebedîdir. Bu sebeple Kur’an-ı Kerîm, zaman geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak, Kur’an-ı Kerîm Allah’ın (cc) kelâmıdır ve insanlığın iki cihandaki saadetine vesile olmak üzere indirilmiştir.

İlk yorum yazan siz olun
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.