Daha toprağındayken, şişe değmemiş kamış
Bâlâdır o demlerde omuzlar yıpranmamış,
Su bulur köklerini güneş okşar başını
Bir el havalandırır toprağını taşını
Rüzgar musiki üfler dallara yıllar boyu
Bu meşkten aşinadır neyliğe kamış soyu
Nasır tutmuş parmaklar dokunsa içi sızlar
Sırrına kardeş olur gök inleten hafızlar
Ayrılıkta ihtisas etti serencâmıyla
Koparıldı kökünden zarif ihtişamıyla
Aslına imdat eder bir ömür kuru kamış
Neye döndürdü felek, neler neler yaşamış
Bütün hikayesinde söylenir ayrılığa
Kurutup dağladılar soktular bu kılığa
Kirlenmemiş nefese ses olup durdu hep ney
Vefâlı kaç nağmeye iç döktü hey gidi hey
Ağlar ve ağlattırır çeker bizi bezmine
Sürükler bizi her an eskimeyen izmine
Eski zamanlarda hep mesut muydu insanlar
Her şey geçiyor, insan çok zaman sonra anlar
Her şey fenâ oluyor kalan yalnız Hu'dur Hu
Bigâne kalmamalı buna her insan ruhu
Ariftir ney dinleyen daha yaş kamış iken
Sabahı beklemeden uyanan erken erken