İttifakı Yaptılar, Çerçeveyi Astılar

Maruf Özülkü

"Terörsüz Türkiye" başlığıyla yürütülen ve "çerçeve yasa" olarak siyasi partilerin geniş katılımıyla hazırlanan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’ndan geçti.

Adalet Komisyonu’nda 18 saat görüşülen teklif Meclis Genel Kurulu'nda da 12 saati aşkın süre müzakere edilerek oylandı.

562 milletvekilnini oy kullandığı yasa 467 kabul oyuyla Meclis’ten geçti. 87 ret ve yedi çekimser oyu verildi.

Milli Güvenlik Kurulu’nun(MGK) örgütün tasfiyesini teyit ettiğine yönelik karar vermesi ve, bu kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla kanun yürürlüğe girecek.

YURTTA TERÖRSÜZ TÜRKİYE,

Doğrusu dünya çok hızlı dönüyor. Zihinler, demir prangaları çözüyor, ve biraraya asla getirilmeyen teşekküller ezber bozarak bir araya geliyor. Karanlıkta elini oğuşturanların emellerini tarihin çöplüğüne atılıyor.

Çerçeve Yasa mevzuunda Devlet aklının harekete geçmesi ve bunu MHP lideri Bahçeli'nin öncülüğünde yürütmesi netice verdi. Her türlü psikolojik dayatmaya mertçe direndi ve zaman zaman tökezlenen aşamaları cesur çıkışlarla yola koyarak hedeflenen noktaya taşıdı.

Dünyada bunun örnekleri var. Ancak bir ülkenin "üçüncü göz" devreye koymadan kendi dinamikleriyle kendi oluşturduğu yol haritasıyla gerçekleştirmeye çalışması nadirattandır.

Yani görünen o ki, muharrik-i bizzat siyasi ve milli iradenin bizzat kendisidir.

Her fikri kanattan geniş destek alması, geçmişteki "realiteyi tanıma" ve "açılım" tecrübelerinden ders alarak bir yol çizilmesi işin ciddiyetini ortaya koymaktadır.

Aslında...

Milletin huzur ve refahı için devletin makul adımlar atması, silahlı örgütün de "varlığını sürdürmek için gerekçelerin ortadan kalktığı"nı deklare etmesi (Kaynak: PKK lidei Abdullah Öcalan'ın yayınlanan mektubu) çerçevenin çerçevesi idi.

Merkez iktidar partisi, MHP ve DEM'in süreci yürütürken gösterdikleri hassasiyet, özenli dil seçimi ayrıca takdire şayandır.

Ümit edilir ki, memlekette yüzyıldır kangrenleşen sorun çözümlenir ve gerek ulusal zındıka gerekse de uluslararası emperyalist, siyonist kriz planlayıcıları işsiz kalacaklardır.

Millet, hür, kardeş ve yekvücut hislerle dünden daha güçlü olacaktır.

Şüphesiz bu kolay olmayacaktır.

VE DÜNYADA MEKKE İTTİFAKI

Öte yandan geçen hafta Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan üçlüsünden Mekke Anlaşması sürprizi geldi. Üç ülke, askeri güçlerini birleştirme ve "birine yapılan saldırıyı diğerine yapılmış saymak" gibi iddialı bir çıkışla duyurdu.

İttifakın, Amerika'nın İsrail aparatıyla birlikte İran'a tasallutu ve İran'ın da Körfez'deki ülkelerde bulunan saldırgan ülkeye ait üsleri vurduğu bir hengamede vuku bulması dikkat çekti.

Kimisi, bunu Amerikan projesi olarak yaftaladı ve İran'ın buna şiddetle karşı çıkacağını savundu.

İran şiddetle karşı çıkmadı. Buradan çok ses çıkmadı ama İsrail ve Yunanistan'dan çok ses çıktı.

Mekke İttifakını tesis eden üçlü aklın bu süreci ve bundan kaynaklı görüntüyü kullanarak zamanlamada bulunma ihtimalini ıskalıyor çoğu kişi.

Ortam böyle olmasaydı ABD, bu oluşuma çomak sokmaz mıydı?

Dahası her şeyiyle kendine bağladığı Suudi Arabistan'ın böyle bir oluşuma katılmasına sessiz kalır mıydı?

Görüldü ki koca Amerika müttefiklerini İran'ın hücumunden koruyamıyor. Dünyaya kestiği raconun aslı astarı yokmuş meğerse.

Bu görülen gerçeklik, Amerika'ya kayıtsız şartsız bağlanan kral ve kralcıkları bir kez daha düşünceye sevketti.

Mekke İttifakı'na Mısır'ın Irak'ın Suriye'nin Katar'ın katılması bekleniyormuş.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran'ın da davet edildiğini söyledi.

"İSTERİZ FAKAT KAFİRLERİN KILINCIYLA DEĞİL...

Terörsüz Türkiye sürecinin yüzde yüz yerli ve milli dinamiklerle yürütülmesi, Mekke İttifakı'nın da birisi Türk dünyası, diğeri Arap dünyası ve öbürü Asya'yı temsil eden üç büyük Müslüman gücün liderliğinde ilan edilmesi ümit edelim ki çok çok hayırlı olsun.

Doğrusu, karışık ve pis küresel ellerin karışmamasını niyaz ediyoruz.

Bu cümleden hareketle Bediüzzaman'ın şu sözlerini kaydetmek isteriz:

"Biz, ferec ve ferah ve sürur ve fütuhat isteriz. Fakat kâfirlerin kılıncı ile değil. Kâfirlerin kılınçları başlarını yesin; kılınçlarından gelen faide bize lâzım değil. Zâten o mütemerrid ecnebilerdir ki, münafıkları ehl-i imana musallat ettiler ve zındıkları yetiştirdiler. (..)

"Her ne ise... Kàdir-i Küll-i Şey, bir dakikada bulutlarla dolmuş cevv-i havayı süpürüp temizleyerek, semanın berrak yüzünde ziyadar güneşi gösterdiği gibi, bu zulümatlı ve rahmetsiz bulutları da izale edip hakaik-i şeriatı güneş gibi gösterir ve ucuz ve dağdağasız verebilir. Onun rahmetinden bekleriz ki, bize pahalı satmasın. Baştakilerin başlarına akıl ve kalblerine iman versin, yeter. O vakit kendi kendine iş düzelir.

(BSN. RNK. Lemalar - 105)

Allah encamımızı hayr etsin...

Yorum Yap
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.