Sözün Hakkı, Sahibine

A. Levent Ertekin

Son dönemde dijital dünyanın ve siyaset kulislerinin gündemine oturan bir konuşma, edebiyat ve tarih mirasımıza yaklaşımımızdaki derin yüzeyselliği bir kez daha gözler önüne serdi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın rozet takma töreninde, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sıkça dile getirdiği o köklü geleneğe atıfla ifade ettiği "Biz kimsesizlerin kimsesi olmaya geldik" sözü, sosyal medyada hızlı bir algı fırtınası kopardı.

Apar topar klavye başına geçen bazı çevreler, bu ifadeyi derhal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir" tespitiyle eşleştirip, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dilinden düşürmediği bu özü Atatürk’e mal etme yarışına girdiler.

Oysa mesele, birkaç kelimenin benzerliğinden ibaret değildir. Mesele, bu toprağın hafızasına ve o hafızayı biçimlendiren hakiki sahiplerine gösterilmesi gereken saygıdır.

Söz konusu "Kimsesizlerin kimsesi" vurgusu, temelde Fatih Sultan Mehmed Han’ın (Avni) o müstesna münacatından süzülüp gelen bir idraktir:

“Ey kimsesizler kimsesi, ben kimsesiz kaldım medet

Ey kimsesizler kimsesi, çek elimden et medet...”

Fatih’in Yaratıcıya sığınırken dile getirdiği bu tevazu ve merhamet duygusu, Asr-ı Saadet’ten Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan yönetim ahlakımızın; yani devleti "kimsesizlerin sığınağı" kılan anlayışın en veciz ifadelerinden biridir. Şüphesiz Atatürk de Cumhuriyet’i kurarken bu kadim felsefeden mülhem olarak o tarihi cümleyi kurmuştur. Ancak kaynağı yok sayıp, ifadeyi tek bir döneme veya şahsiyete indirgemek köksüz bir okumadır.

Maalesef bu durum ilk kez yaşanmıyor. Bilgi kirliliğinin ve kulaktan dolma ezberlerin revaçta olduğu çağımızda, medeniyetimizin ortak değerleri sık sık benzer bir "etiket kayması" ile karşı karşıya kalıyor:

Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v.) "Hikmet/İlim müslümanın yitik malıdır, nerede bulursa alır" buyruğu ile "İlim Çin’de de olsa gidip alınız" Hadis-i Şerif’lerinin başka mecralara çekilmesi,

Adaletin ve devletin nizamını özetleyen Hz. Ömer’in (r.a.) o muazzam kuralı: "Adalet mülkün temelidir" sözünün anonimleştirilip asıl sahibinden koparılmaya çalışılması...

Tarihte söylenmiş güzel sözler, hiç şüphesiz insanlığın ve milletimizin ortak malıdır. Siyasiler, liderler ve devlet adamları bu sözleri iktibas edebilir, kendi vizyonlarını açıklarken bu birikimden beslenebilirler.

Ancak sırf siyasi bir argüman üretmek veya anlık bir polemik kazanmak uğruna;

Sözün arka planındaki asırları yok saymak, Onu ilk dile getiren gönül ve devlet adamlarının hakkını teslim etmemek, en basit ifadesiyle hakka ve hakikate yapılmış bir haksızlıktır.

Cumhuriyet de bizimdir, Fatih Sultan Mehmed de bizimdir; Hz. Ömer’in adalet anlayışı da, Peygamber Efendimiz’in ilim ufku da bu toprakların harcıdır. Yapılması gereken, bu zengin mirası birbirine kırdırmak ya da yanlış etiketlerle fasonlaştırmak değil; her fikri ve her kelamı kendi makamında, kendi sahibiyle anmaktır.

Çünkü adalet, sadece mülkün değil; bilginin, tarihin ve ecdada olan vefanın da temelidir.


A.Levent ERTEKİN - Sosyolog

İlk yorum yazan siz olun
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.