İletişim araçlarının dönüşümü, toplumsal ilişkilerin doğasını yeniden şekillendirmiştir. Bilgiyi demokratikleştirme iddiasıyla yola çıkan dijital mecralar, bugün manipülasyonun merkezine dönüşmüştür. Sosyal ağlar; algoritmik oyunların, bot ağlarının ve organize trolleme faaliyetlerinin yürütüldüğü birer dijital savaş alanıdır.
Bu yeni ekosistemde, bireylerin ve köklü kurumların itibarı saniyeler içinde yerle bir edilmektedir. Yargısız infazların meşrulaştırıldığı bu alanda, yapay zeka destekli bot hesaplar insan davranışlarını kusursuz şekilde taklit etmektedir. Bu durum, doğrudan devletin kurumsal hafızasını hedef alan stratejik birer itibar suikastıdır.
Yüzyılın felaketi olan Kahramanmaraş merkezli depremlerde bu tablonun en acı örneği yaşandı. Ülke yaralarını sarmaya çalışırken sinsi bir plan devreye sokuldu. Devletin kurumlarına nefret tohumları ekilirken, organize bir kurguyla alternatif yapılar parlatıldı.
Türkiye’nin kan tedariki konusundaki tek ana kurumu olan Kızılay, benzeri görülmemiş bir itibarsızlaştırma kampanyasına maruz kaldı. Bu operasyon sonucunda, ameliyathanelerde kana ihtiyaç duyan hastalar ve yaralılar hayati tehlikeyle karşı karşıya geldi. Depremzedelere ulaştırılacak yardımlar, yapay öfke duvarlarıyla engellenmeye çalışıldı.
O gün popüler kültür figürleri, sözde kanaat önderleri ve bazı sanatçı kisvesi altındaki isimler üzerinden kurulan bu düzenin, planlı bir yıkım faaliyeti olduğu açıktır. Depremzedelerin acılarını istismar edenlerin maskesi düşmelidir. Toplumun duygularını sömürerek devletin kurumlarını yıpratanların eylemleri sıradan hatalarla geçiştirilemez.
Yaşananlar açıkça göstermiştir ki:
Yargısız İnfaz: Sanal medya mahkemelerinde kurumlar ve şahıslar hedef alınmıştır.
Organize Suç: Bot ağları ve yapay zeka araçlarıyla kamuoyu yanıltılmıştır.
Güvenin Sarsılması: Kriz anlarındaki dayanışma ruhu linç edilmiştir.
Bu itibar suikastçıları, hukukun üstünlüğü çerçevesinde en ağır cezaları almalıdır. Kriz anlarını ve toplumsal travmaları kendi çıkarları için kullananlara asla fırsat tanınmamalıdır.
Bugün "Kim kiminle ahbap?" sorusu toplumsal hafızamızda bir turnusol kağıdıdır. Sanal medyadaki bu kirli oyunların deşifre edilmesi, gelecekte benzer felaketlerde ayakta kalabilmemiz için hayati bir zorunluluktur. Adalet mekanizmalarının eksiksiz işletilmesi, geleceğin toplumsal barışı için kaçınılmaz bir adımdır.
A.Levent ERTEKİN / SOSYOLOG