Peygamber Efendimiz (sav) ve Bediüzzaman Hazretlerinin Rehberliğinde Ramazan Ayının Son On Gününün İhyası

Hüsniye Ünal

Ramazan-ı Şerifin son on gününe girmiş bulunuyoruz. Bu mübarek günlerin kıymetini iyi bilmek ve azami derecede istifade etmeye çalışmak lazım.

Ramazan başlı başına bereketli bir ay olduğu gibi, son on günü hakkıyla ihya edilirse âhiret hesabına sonsuz kârlı bir ticaret ve yatırıma dönüşebilir.

Bu son on günün diğer günlerden daha önemli olmasının temel sebebi hadis-i şerifte belirtildiği gibi "bin aydan daha kıymetli", Kur'anı Kerîm'in nazil olduğu Kadir Gecesi'nin bu gecelerde saklı olmasıdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Ramazan'ın son on gününde ibadetlerine daha fazla yoğunlaşır, Mescid-i Nebevî' de itikafa girer, geceleri sabaha kadar ibadetle meşgul olur, ailesini de ibadete teşvik eder, bu günlerde dünya işlerinden uzaklaşarak vaktini Kur'an, zikir, dua ve tefekkürle geçirirdi. Cebrail Aleyhisselam ile yaptıkları Kur'an mukabelesine daha fazla ağırlık verirdi.

Ayrıca bu günlerde hayır hasenatı artırmaya da ihtimam gösterir, daha cömert davranırdı.

Hayır hasenata en güzel teşvik şu hadis-i şerifidir. :

"Her kim, din kardeşinin bir ihtiyacını karşılamak için gayret eder ve o işi görürse, bu kendisi için on yıl itikâfta kalmaktan daha hayırlıdır. Hâlbuki bir kimse Allah rızâsı için bir gün itikâfa girse, Cenâb-ı Hak o kimse ile cehennem arasında üç hendek yaratır ki, her bir hendeğin arası, doğu ile batı arası kadar uzaktır, ” (Beyhakî)

Kadir Gecesine ise azami önem vermiş, bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

"İnanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Kadir gecesini değerlendiren kişinin geçmiş günahları bağışlanır." (Buhârî)

Hz. Aişe validemiz: "Ey Allahın Resûlü Kadir Gecesi'nin hangi gece olduğunu bilirsem nasıl dua edeyim?" diye sorduğunda Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü annî." (Allah'ım! Sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle." (Tirmizî)

Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam her sene Ramazan'da on gün itikafa girerken vefat ettiği sene yirmi gün girmiştir. Rabbim şefaatine nail eylesin!

​Asrın müceddidi ve Kur'an-ı Kerîm'in tefsiri olan Risale-i Nur’un müellifi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de bu nebevî yolu titizlikle takip etmiştir.

Talebesi Bayram Yüksel ağabey hatıralarında şöyle anlatır :

"Üstadımız ramazanın on beşinden sonra kendisi yatmazdı, bizi de yatırmazdı. Hatta çok gece kontrol ederdi. Mübarek geceleri ihya ettiğimiz zaman, sabah namazı olduğunda kılar, yatardık.

"Hem rivayat-ı sahiha ile ' Leyle-i Kadri nısf-ı ahirde, hususan aşr-ı ahirde arayınız,' ferman etmesiyle bu gelecek seksen küsür sene bir ibâdet ömrünü kazandıran Leyle-i Kadr’in gelecek gecelerde ihtimali pek kavî olmasından istifadeye çalışmak böyle sevaplı yerlerde bir saadettir" diye bize dersler verirdi."

"Fıtrî uyku beş saattir.” diyen Bediüzzaman, Ramazan gecelerinde yatmamaya özen gösterir,son on beş günü ise buna daha bir dikkat eder, imsak vaktine kadar dua dua yalvarır, ibadet-ü taatle meşgul olurdu.

Bediüzzaman mektuplarında, bu mübarek geceleri ve özellikle de Kadir gecesini "şirket-i maneviye", düsturuyla ihya etmeyi tavsiye etmiş:

"Hadîs-i Şerîf’in sırrıyla Ramazân-ı Şerîf’in nısf-ı âhirinde, husûsen aşr-ı âhirde, husûsen tek gecelerde, husûsen yirmi yedisinde, seksen küsûr sene bir ibâdet ömrünü kazandırabilen Leyle-i Kadir’in ihyâsına ve her biriniz umûm nûr talebeleriyle berâber, husûsen bu bîçâre, çok kusûrlu, hasta, zayıf kardeşinizi hissedâr etmenizi ve her birinizin duâlarınızın binler ma‘nevî âmînlerin te’yîdiyle dergâh-ı İlâhîde kabul olmasını Rahmet-i İlâhiye’den niyâz ediyoruz,” diyerek gecenin ehemmiyetine ve duaların umumi olmasına dikkat çekmiştir.

Son on güne has ibadetlerden biri de itikaftır.

İtikaf Ramazanın son on gününde beylerin camide, hanımların evlerinde, dünya işlerini bir kenara bırakıp inzivaya çekilerek ibâdetle, evrad u ezkârla Cenab-ı Hakk'a yönelmesidir.

İtikaf, şartlara göre on gün bütün olarak yapabileceği gibi parçalı da yapılabilir.

Namaz kılarken, Kur'an okurken, zikir çekerken ya da ilimle (ilmihal, tefsir, hadis kitapları okumakla) meşgul olurken itikafa niyet edilir.

Meselâ; "Niyet ettim kılacağım namaz, okuyacağım Kur'an ya da çekeceğim tesbih süresince itikafa girmeye" diye süre belirterek itikafa girilebilir. Farz ve nafile bütün ibadetler bu şekilde niyetlenerek yapılırsa büyük bir uhrevî kazanç kapısı açılmış olur. Yeter ki sessiz, sakin, yalnız bir ortamda, dünya kelamı konuşmadan, usulüne göre yapılsın.

Bu mübarek günlerde iftarlarda akraba, komşu, eş - dostla biraraya gelerek aradaki bağları güçlendirmeye, toplumsal birlik, beraberlik, uhuvvet ve tesanüdü sağlamaya, zekat ve fitre başta olmak üzere imkan nispetinde bol bol sadaka dağıtmaya, muhtaçların imdadına koşmaya, tevbe - istiğfar ederek Cenab-ı Hakk'tan afv ve mağfiret dilemeye, teheccüt namazlarına ağırlık verelim. Dualarımızla, maddî-manevî yardımlarımızla Filistin, Arakan, Sudan, Keşmir, Doğu Türkistan gibi zulüm altında inleyen Müslüman kardeşlerimize destek olalım.

Unutmayalım ki :

Ramazan-ı Şerifin bu son günleri, biz mü'minler için manevi arınma ve ebedî saadeti kazanma adına sunulmuş eşsiz bir fırsattır. Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam'ın sünneti ve başta Bedîüzzaman olmak üzere İslâm alimlerinin rehberliği ışığında, vaktimizi salih amellerle geçirerek bu "seksen küsûr senelik" ibâdet sevabını kazanmaya gayret edelim.

İlk yorum yazan siz olun
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.