Ramazan ayı rahmetle gelir, mağfiretle kuşatır, ebediyet yurduna hazırlık yaptırır. Bundan dolayı bu müstesna zaman dilimine “on bir ayın sultanı” denilmiştir.
Ramazan orucu, yalnızca aç kalmak değildir; nefsi terbiye etmek, kalbi tezkiye etmek, ruhu arındırmaktır. Oruç, zahirde mideyi susturur; batında ise nefs-i emmâreyi dizginler.
Nitekim Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur :
“Kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî-Müslim)
Bu müjde, Ramazan’ın bir arınma mevsimi olduğunu ilan eder. Sadece beden değil; dil, göz, kulak ve kalp de oruç tutar. Gıybetten, yalandan, kırıcı sözden uzak durmak; kalbi kin ve hasetten temizlemek, orucun hakikatine ermektir. Zira Allah Resûlü (s.a.v.) bir başka hadisinde:
“Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan kendisine kalan sadece açlık ve susuzluktur," buyurarak bizi ikaz eder.
Ramazan, Kur’ân ayıdır. Zira Yüce Rabbimiz, “Ramazan ayı ki onda Kur’ân indirildi…” (Bakara, 185) buyurarak bu ayı kelâmullah ile şereflendirmiştir. Her mukabele, her tilavet, kalpte bir diriliş vesilesidir. Harf harf okunan her ayet, insanın iç âleminde bir inkılâp başlatır. Kur’ân’la hemhal olan gönül, dünya hengâmesinden sıyrılır; ebediyet ufkuna yönelir.
Bu ay, aynı zamanda infak ve ihsan mevsimidir. Zekâtlar verilir, sadakalar çoğalır, sofralar paylaşılır.
Resûlullah (s.a.v.), Ramazan’da her zamankinden daha fazla cömert olurdu. Sahâbe, O’nun bu ayda hayırda yarıştığını nakleder. Çünkü bilirlerdi ki infak, malı eksiltmez; bilakis bereketlendirir.
Ramazan geceleri ise ayrı bir sır taşır. Camileri saf saf dolduran müslümanlar Teravih namazı kılarlar. Işıl ışıl mahyalar, iftar sofralarında biraraya gelen mü'minler, her nefes alışta hissedilen mânevî atmosfer vb... Bunlar, başka bir zaman diliminde görülmesi mümkün olmayan, sadece mübarek Ramazan'a has paha biçilmez güzelliklerdendir.
Özellikle Kadir Gecesi… Bin aydan hayırlı olduğu müjdelenen o gece, kul ile Rabbi arasında rahmet köprüsüdür. O gece yapılan dua, edilen istiğfar, tutulan niyet, insanın kader defterini nurlandırır.
Ramazan, sabrın talim edildiği bir mekteptir. Açlıkla hâlinden habersiz olduğumuz yoksulun hâlini anlar; susuzlukla nimetin kıymetini kavrarız. Böylece şükür, kuru bir söz olmaktan çıkar; yaşanan bir hakikate dönüşür.
Ey kalbim! Ramazan gelip de seni diriltmiyorsa hangi baharı beklersin? Hangi mevsim ruhuna şifa olur? Gel, bu ayı gafletle değil; tefekkürle karşıla. Her iftarı bir şükür, her sahuru bir niyet, her secdeyi bir arınma bil.
Bu ay, gafleti terk etme ayıdır. Bu ay, secdeyi çoğaltma ayıdır. Bu ay, kalbin Rabbiyle yeniden ahitleşme ayıdır.
Çünkü Ramazan, sadece takvimde bir ay değil; ebediyet yolculuğunda bir duraktır. O durakta kalbini temizleyen, nefsini terbiye eden, Kur’ân’la dost olan kazanır.