Geçmişten Günümüze Giyim Kültürü

Hüsniye Ünal

Giyim - kuşam medeniyetle birlikte gelişmiş bir örtünme ve mahremiyeti koruma şeklidir.

Yani medeniyet; "çağdaşlık", "modernlik", "özgürlük" adı altında alabildiğince soyunmak değil, bil'akis, edebe uygun, güzel, temiz bir şekilde giyinmektir ve bu da kişinin medenî seviyesini gösteren bir ölçüdür.

Giyinmek fıtratın gereğidir. Bununla birlikte göze ve ruha hitap eden giyim tarzı da dikkat edilmesi gereken hususlardandır.

Meselâ; eskiden, resmî bir misafirliğe veya bir memuriyet dairesine takım elbisesiz gitmek neredeyse düşünülemezdi; bu bir kural değil, yazılı olmayan bir toplumsal nezaket kuralıydı.

​Günümüzde ise bu klasik çizginin yerini hız ve konfor odaklı, "casual" dediğimiz gündelik kıyafetler aldı. O eski fotoğraflardaki ağırbaşlı duruşun eksikliği toplumun genel estetik algısında hissedilir hale geldi.

​Takım elbise bireyin karakterindeki disiplini, ciddiyeti temsil ederdi. Ayağa giyilen iskarpinler, deri, rugan ayakkabılar, ütülü gömlekler, kumaş pantolonlar kişiye ayrı bir zarafet katardı. Kadınlar ise etekler, elbiselerle latîf, nahif cinslerine yakışır, güzel bir giyiniş tarzı sergilerdi.

Günümüzde, modern dünyanın hızı, konfor arayışı ve maalesef giyimdeki özeni de beraberinde götürdü. Giyim kuşamda bir laçkalık ve boşvermişlik göze çarpıyor. Çarşı-pazarda, toplu taşıma araçlarında, işyerlerinde, hayatın neredeyse her alanında; üstte ya dasdaracık kot pantolon, çoğunlukla da eşofman ve tişört, ayakta spor ayakkabı, nezafetten-estetikten uzak bir giyim şekli tercih edilmeye başlandı. Daha kötüsü ise, edebe mügayir, dinî, örfî hiçbir kuralın tanınmadığı, hayasızca bir teşhircilik furyasının yaygınlaşması oldu.

(Giyim - kuşamla birlikte kişisel temizlikteki yetersizlik de insanların yoğun olduğu yerlerde rahatsız edici boyuta ulaşmış durumda. Pardesü, ferace, mont, ceket gibi dış giysilerin hijyeninin ihmal edilmesi ise cabası... Bunlar çok dikkat edilmesi gereken hususlardır.)

​Giyim kuşamdaki olumsuz değişim, aslında toplumsal ilişkilerimizdeki o eski mesafeli ama derin nezaketin de nasıl dönüştüğünü bize gösteriyor. Halbuki giyim, insanın kendisi gibi çevresi üzerinde de olumlu - olumsuz etkiler bırakan bir önemi haizdir. Düzgün, temiz ve ciddî giyinen biri, toplum içinde kendini daha özgüvenli ve rahat hissederken, etrafındaki insanlardan da giyimine göre muamele görür.

"İnsanlar kıyafetleriyle karşılanır, ilimleriyle (veya karakterleriyle) uğurlanır."

​"Güzel giyinmek, başkalarına verilen bir hediyedir." Çünkü bakana huzur verir.

​Kur'an-ı Kerim'de giyimin sadece örtünme değil, bir zarafet vesilesi olduğu şöyle belirtilir: "Ey Âdemoğulları! Size mahrem yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık..." (A’râf, 26). Bu ayet, giyinmenin aynı zamanda bir estetik değer taşıdığını gösterir.

​Peygamber Efendimiz (sav), üzerinde eski püskü kıyafetler gördüğü varlıklı bir sahabeye sahip olduğu nimetin üzerinde görülmesini tavsiye etmiş ve şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki Allah güzeldir, güzelliği sever." (Müslim).

​Bir yönüyle kıyafet, "şahsiyetin aynası" olarak kabul edilir. Kişi giyimiyle sadece kendini değil, mensup olduğu değerler silsilesini de temsil eder. ​Pierre Bourdieu: Giyimi bir "habitus" göstergesi olarak görür; yani bireyin sosyal sınıfı, eğitimi ve zevkleri (kültürel sermayesi) giyim seçimlerine yansır.

Ayrıca " dışın intizamı, için huzuruna delalettir" düsturuyla, özenli bir kıyafet aslında ruh dünyasındaki disiplinin dışa vurumudur.

İslam estetiğinde "sadelik" ile "paspallık" arasındaki çizgi çok nettir. Peygamberimizin kıyafetlerindeki sadelik, temizlik ve üzerinde hissedilen güzel koku daima takdir görmüştür. Efendimiz örneğinde olduğu gibi Müslüman daima bakımlı olmalı, güzel kokmalıdır.

İslamî anlayışa göre giyim; bedeni dış etkenlerden korumanın yanı sıra; 'ahsen-i takvim' (en güzel şekilde) yaratılan insanın, bu güzelliğe uygun bir vakar sergilemesidir. Eskilerin o nahif giyim tarzı, aslında birer 'edep hırkası' hükmündeydi. Çünkü onlar biliyorlardı ki; temiz ve nizami bir kılık, kulun hem Yaradan’a hem yaratılana, hem de kendine duyduğu hürmetin tezahürüdür.

Günümüzdeki salaşlık, sadece kumaşlarda, giyimde değil, ne yazık ki birbirimize duyduğumuz o nezaketli mesafede de bir aşınmaya yol açmıştır. Yitirdiğimiz ve özlemini çektiğimiz güzelliklere yeniden kavuşmak niyazı ile.....

İlk yorum yazan siz olun
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.