İhlas Risalelerine bakış açısı ve tasnifi-1

Habip Artan

Yirminci Lem’a

Yirminci Lem’a, İhlas düsturlarının İslamiyet’te ve Müslümanlar arasında çok önemli bir esas olduğunu, ehl-i dünya, ehl-i gaflet, hatta ehl-i dalalet ve ehli- nifakın rekabetsiz ittifak ettikleri halde, neden ehl-i hak ve ehl-i vifak olan ashab-ı diyanet ve ehl-i ilim ve ehl-i tarikatin, rekabet edercesine ihtilaf etmelerinin sebeplerini Ayet ve Hadisler ışığında izah etmektedir.

Yirminci Lem’ada vurgulanan Ayet ve Hadisler

□ “Muhakkak ki Biz sana kitabı hak ile indirdik. İbadetini ihlas ile Ona yönelterek sadece Allah’a kulluk et. Bilin ki, şirkten ve riyadan uzak halis din Allah’a mahsustur.” Zümer Suresi, 39:2-3.
□ Benim mükâfatımı vermek ancak Allah’a aittir.” Yunus Suresi, 10:72; Hud Suresi, 11:29; Sebe’ Suresi, 34:47
□ “Peygambere düşen, ancak tebliğ etmekten ibarettir.” Nur Suresi, 24:54
“İhtilafa düşmeyin; sonra cesaretiniz kırılır, kuvvetiniz elden gider.” Enfal Suresi, 8:46.
“Birbirinizle iyilik ve takvada yardımlaşın.” Mâide Suresi, 5:2.
“Onlar boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman, izzet ve şereflerini muhafaza ederek oradan geçip giderler.” Furkan Suresi, 25:72.
□ “Kendileri ihtiyaç halinde olsalar bile başkalarını kendi nefislerine tercih ederler.” Haşir Suresi, 59:9
□ “İnsanlar helak oldu-alimler müstesna. Alimler de helak oldu-ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helak oldu-ihlas sahipleri müstesna. İhlas sahiplerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar.” Acluni, Keşfü’l-Hafa2:415; Gazali, İhya-i Ulumi’d-Din 3:414.

İhlasa muvaffak olmanın ve kazanmanın şartları

□ Hakperestliği nefisperestliğe tercih etmek
□ Hakkın hatırı, nefsin ve enaniyetin hatırına galip gelmesini sağlamak,
□ Nastan gelen maddi ve manevi ücretten istiğna etmek
□ Hüsnü kabul ve hüsn-ü tesir ve teveccüh-ü nası kazanmak Cenab-ı Hakk’ın vazifesi ve ihsanıdır.
□ Vazifemiz olan tebliğde dahlimizin olmadığı ve lazım da olmadığını ve onunla mükellef olmadığımızı bilmek.
□ Hediye ve sadakanın kabulünde başkasını kendine tercih etmek
□ Hizmet-i diniyenin mukabilinde gelen menfaat-i maddiyeyi istememek ve kalben talep etmemek.
□ Hizmet-i diniyenin mukabilinde nastan minnet almamak.
□ Hizmet-i diniyenin mukabilinde dünyada bir şey istenilmemeli ki, ihlas kaçmasın.
□ Ehl-i Hizmet yardıma müstehak olsa bile maişetini ve ücretini nastan istemez, belki verilir,
Fakat bu istenilmez, verildiği vakit de ‘hizmetimin ücretidir’ denilmez.
□ Mümkün olduğu kadar kanaat etmek
□ Başka ehil ve daha müstehak olanların nefsini kendi nefsine tercih etmek.
□ Şan ve şeref arzusuyla teveccüh-ü nas ise, ücret ve mükafat değildir
□ Teveccüh-ü nas ihlassızlık yüzünden gelen bir itab ve bir mücazattır.
□ Amel-i salihin hayatı ihlastır.
□ Teveccüh-ü nas ve şan ve şeref, kabir kapısına kadardır.
□ Teveccüh-ü nası arzu etmek değil, belki ondan ürkmek ve kaçmak lazımdır.
□ Samimi bir ihlas şerde dahi olsa neticesiz kalmaz.
□ İhlas ile kim ne isterse Allah verir.
□ Mezmum (kınanmış) bir haslet olan hubb-u caha temayül etmek, ihlası kaçırır, riya kapısını açar.
□ Cenab-ı Hakk'ın rızası ihlas ile kazanılır;
□ İhlas kesret-i etba’ ile ve fazla muvaffakiyetle kazanılmaz.
□ Muvaffakiyet Cenab-ı Hakkın vazife-i İlahiyeye ait olduğu için, istenilmez, belki bazen verilir.
□ Bazen bir tek kelime sebeb-i necat ve medar-ı rıza olur.
□ Kemiyetin ehemmiyeti o kadar medar-ı nazar olmamalı.
□ bazen bir tek adamın irşadı, bin adamın irşadı kadar rıza-yı İlahiye medar olur.
Hem ihlas ve hakperestlik ise, Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine taraftar olmaktır.
□ Benden ders alıp sevap kazandırsınlar” düşüncesi, nefsin ve enaniyetin bir hilesidir.
□ Hüner, kesret-i etba’ ile değildir. Hüner, rıza-yı İlahiyi kazanmakladır.
□ Sen neci oluyorsun ki, böyle hırsla “Herkes beni dinlesin?” diye, vazifeni unutup vazife-i İlahiyeye karışıyorsun?
□ Kabul ettirmek, senin etrafına halkı toplamak Cenab-ı Hakkın vazifesidir.
□ Vazifeni yap, Allah’ın vazifesine karışma.
□ Hak ve hakikati dinleyen ve söyleyene sevap kazandıranlar yalnız insanlar değildir.
□ Madem çok sevap istersin; ihlası esas tut ve yalnız rıza-yı İlahiyi düşün.
□ Senin ağzından çıkan mübarek kelimelerin havadaki efradları, ihlas ile ve niyet-i sadıka ile hayatlansın, canlansın, hadsiz zi-şuurun kulaklarına gidip onları nurlandırsın, sana da sevap kazandırsın.
□ “El-hubbufillah” sırrıyla, tarik-i hakta gidenlere refakatle iftihar etmek ve arkalarından gitmek ve imamlık şerefini onlara bırakmak.
□ Hak yolunda kim olursa olsun kendinden daha iyi olduğunun ihtimaliyle enaniyetinden vazgeçip ihlası kazanmak
□ ihlasla bir dirhem amel, ihlassız batmanlarla amellere racih olduğunu bilmekle ve tabiiyeti dahi, sebeb-i mesuliyet ve hatarlı olan metbuiyete tercih etmekle o marazdan kurtulmak.
□ Kemal-ı zaaf ve acz ile, o ehl-i hakkın kafilesine fedakârane, samimane iltihak etmektir, şahsiyetini unutmakla riya ve tasannudan kurtulup ihlası elde etmek.
□ Bu müthiş maraz-ı ihtilafa karşı birbirinizin kusurunu görmeyerek, yekdiğerinizin ayıbına karşı gözünüzü yumunuz.
□ Harici düşmanın hücumunda dahili münakaşatı terk etmek.
□ Ehl-i hakkı sukuttan ve zilletten kurtarmayı en birinci ve en mühim bir vazife-i uhreviye telakki etmek.
□ Uhuvvet, muhabbet ve teavünü yapıp, bütün hissiyatınızla, ehl-i dünyadan daha şiddetli bir surette meslektaşlarınızla ve dindaşlarınızla ittifak ediniz, yani, ihtilafa düşmeyiniz.
□ Böyle küçük meseleler için kıymettar vaktimi sarf etmektense, o çok kıymetli vaktimi zikir ve fikir gibi kıymettar şeylere sarf edeceğim’ deyip çekilerek ittifakı zayıflaştırmayınız.
□ Madem liveçhillahtır, o işin küçüğüne, büyüğüne, kıymetli ve kıymetsizliğine bakılmaz.
□ İhlas ve rıza-yı İlahi yolunda zerre, yıldız gibi olur.
□ Vesilenin mahiyetine bakılmaz, neticesine bakılır.
□ Madem neticesi rıza-yı İlahidir ve mayası ihlastır; o küçük değildir, büyüktür.
□ Nefsini ittiham etmek ve nefsine değil, daima karşısındaki meslektaşına taraftar olmak.[1]


[1] İhlas Risaleleri 20. Lem’a, Risale-i Nur Külliyatı.

Bir sonraki yazımız: İhlası kaybetmenin zararları

Yorum Yap
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.