Kaybettik…
Nefsimizle olan mücadelemizi,
Masnuatlı ve münakkaş hulleler biçilmişti oysa eşhasımıza.
Her biri baharı andıran sündüs misal libaslar...
Zulümata gark olan benliğimizi
Aydınlığa çıkarmakta geç mi kaldı lisanlar?
Neden hâlâ kendi ah u feryatlarımı işitmekteyim?
Gerçekten kayıp mı ettik?
Müstakbelde neşvünema olacak tohumlarımız çürümeye yüz mü tuttu?
Neden muallakta bu akl-ı insani?
Aynalarda müşahede ettiğim bu sima bana çok yabani…
Geceye daim perdeler mi çekildi,
Neden aralanmıyor sabahlar?
Şems Mevlevîvari dönüşünden vaz mı geçti,
Neden dökülüyor yıldızlar?
Aklım müşevves
Gönlüm serkeş
Vücudum kalmış bî-nefes.
Yaşayan ölü hükmündeyim çıkmıyor
Artık bir ses
Kıpırdamıyor yeşeren sümbülüm
Es rüzgar gönlüme doğru es
Yoksa kalmayacak bende bir heves.
Zaman-ı Âdem’den kalma bir asâr gibiyim
Ne tarihim belli ne menzilim
Kat’i bir şekilde anladım ki ben
Mezar-ı müteharrik hükmündeyim.
Mevcudata gözüm kapalı
İlahi musikilere sağır gibiyim.
Her bir nağmede yükseliyor
Tekbirler
Ve ben hâlâ mevtin kardeşi olan
Gaflet-i nevm ahvalindeyim.
Teşekkül ediyor kâinat baştan başa
Tenevvür ediyor Rabbani matbahtan hububatlar
Ve neşrediyor sanatını aktar-ı âleme Cenab-ı Allah.
Bak diyor, bak!…
Hâlâ neden elemlere giriftardır kalbin?
Oysa bir şehrayine büründü kâinat
Cinan-ı Bostan’dan nüzul edilmiş sanki bütün in’amat.
Davet ediyor seni bu harika sanat.
Kaldır başını göreceksin bâkiye inkılap edecek bu fani hayat.
Kitab-ı kâinatta beyan ediyor haşri Cenab-ı Hakk ayât ayât...
Def’aten kapanmadan resmigeçit tarzındafan bu mevcudat, tefekkür et yüreğini aç ve sadece gözlerini kapat.
İşte o zaman göreceksin ki bitecek nefsinin istediği afaki mat’umat.
Tahavvül edecek bu vesileyle yakınıp durduğun bu hâlât.
Çünkü bilirsin ki hep bizimledir alem-i şehadetin sahibi yüce ZAT!