Okullar açıldı. 17 milyon çocuğumuz ders başı yaptı. 12 yıllık zorunlu eğitimin zararları ortada. Öğretmen ve öğrencilerimize düşen görevler var. Önce öğretmenlerden başlayalım.
Öğretmen, sadece öğreten değil, eğiten, terbiye edendir aynı zamanda. Bu yüzden öğretmenler disiplinin yanında şefkatli olmak zorunda. Şefkatli olmayan kişiler öğretmenlik yapamaz. Yaparsa da işte öylesine yapar.
Şefkatli olan öğretmen, öğrencileri kendi çocukları gibi görür. Hem öğretir, hem onların davranışlarını gözlemler. Çocukların derste başarılı olmalarına ciddi katkıda bulunurken, onların aynı zamanda sevildiklerini hisseden ve sevme hissiyle dolu kişiler olarak yetişmesini sağlar.
Bir yanlış hareket, bir yanlış söz, bir sert tavır bir öğrencinin geleceğini karartabilir.
Bir öğretmenin ilkokul dördüncü sınıftaki bir öğrenciye haksız yere attığı bir tokat çocuğun eğitim hayatını sonlandırmış. Okuyabilecekken, okumamış. Hayatını esnaflıkla kazanmış. Belki de ülkeye çok daha farklı şekilde yarar sağlayacaktı o kardeşimiz. Bu kişi de benim ilkokuldaki sınıf arkadaşımdı. O yüzden biliyorum.
Öğretmen öğrencilerini kabiliyetlerine göre yönlendiren, onlara rehberlik eden kişidir. Bir öğretmen, yaşı gereği yaramazlık yapan bir öğrenciye “senden adam olmaz” demesi onu eğitimden tamamen soğutabilir. Bu yüzden öğretmenlerimiz sözlerine ve davranışlarına dikkat etmeli.
Bir önemli husus da öğretmenlerimizin asla yalan söylememeleri. Vaktiyle sınıfta yalan söylediğini duyduğum bir öğretmen arkadaşımızı okula giderek uyarmıştım. Yalanın çok kötü olduğunu öğretip de yalan söylersek o öğrenci yalan söylemeye alışır. Yalan, güveni ortadan kaldırır. Yalan insanı sahtekar bir insan haline getirir. Çocukların öğretmenleri örnek aldığını unutmayalım.
Sınıfta derse ilgi göstermeyen bir öğrenci varsa mutlaka onunla ders sonra özel olarak konuşalım. Psikolojik sorunu olan, ailevi problemi olan öğrenciler olabilir. Onları rehberlik hocasına yönlendirmek gerekir. Çocuğumuzu nasıl iyi bir insan olarak yetiştirmek istersek, öğrencilerimizi de aynı şekilde yetiştirmek için çaba harcamamak gerekir.
Fen bilgisi derslerine giren dindar öğretmenlerimizin, çocuklara Allah’ı anlatmaları çok iyi olur.
Derslerini kitapların öğretmeye çalıştığı gibi Darwinist bir bakış açısıyla değil, tevhit bakış açısıyla işlesinler. Din dersi öğretmenleri de öğrencilerin öğrendiği bilim dallarıyla bağlantı kurarak derslerini anlatırlarsa çok faydalı olur.
Kaç senelik öğretmen olursa olsun dersine mutlaka hazırlanarak gitmeli. Öğrencilerle diyalog kurarak derslerini işlemeli. Onlara sorular sorarak dikkatlerini çekmeli.
Öğrencilerimiz de öğretmenlerine saygılı olmalı. Anne babalar çocuklarına öğretmenlerine saygılı olmaları gerektiğini öğretmeli.
Öğretmen dersini sevdirmeli. En zor dersler bile öğretmenin sevdirmesiyle kolay öğrenilebilir. Bu yüzden öğretmenlerin çocukların seviyesine inmeleri ve onları şefkatle yaklaşmaları, sevgiyle muamele etmeleri şart. Şefkat ve sevgi disipline engel değil. Tam aksine disiplini gerektirir.
Öğrencilerimizin bizim geleceğimiz. Onların iyi eğitim görmeleri, güzel ahlaklı olmaları, dindar olmaları hem kendileri, hem aileleri hem de toplumumuz için çok büyük bir kazanç.
Yeni eğitim öğretim yılının öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz için hayırlı olmasını diliyorum.