Epstein Belgeleri ve Batı Deniyyeti

Atilla Yargıcı

Batı medeniyeti sanayi ve teknoloji yönüyle İslam medeniyeti üzerine kurulmuştur. Ancak bu hiçbir zaman dile getirilmedi. Eğer dile getirilseydi o zaman dünya İslam medeniyetini araştıracaktı. Batı medeniyetinin bu yönü insanlığa hizmet ediyor. Kim bilir Müslümanlar belki de daha çok çalışarak, köklerine dönerek bu teknoloji ve bilimi daha geliştirirler. Böyle olacağını da tahmin ediyorum.

Batı medeniyetinin ikinci yönü, ahlaksızlık ve edepsizliğidir. Bu da ilimlerin kutsanması ve dini inançların toptan rafa kaldırılmasıyla olmuştur. Kilisenin bilime karşı sert tutumu, bilimlerin pozitivist yorumunun esas alınmasıyla dinsizliğin, hayasızlığın ve ahlaksızlığın kapıları sonuna kadar açıldı. Bugün dünya pozitivizm etkisinden kurtulamadığı için büyük sancı çekiyor. Çünkü bilim yaratıcıdan bağımsız bir şekilde anlatılıyor. Çocukların ve gençlerin akılları ve kalpleri bu dinsiz ve ‘Allah’sız bilimin yalancı teorileriyle şekilleniyor.

Batı medeniyeti dini değerleri bir kenara itince, aile mefhumu ve aile ile değerleri de yıpratılmaya başlatıldı. Sinema, televizyon ve internet sektörünü elinde bulunduranlar bütün ahlaksızlıkları “özgürlük” adı altında meşrulaştırmaya çalışıyor. Çocuklara izletilen çizgi filmler bile aile olmayı, ailevi değerleri, ahlakı prensipleri yerleştirmeyi değil, “özgür olma” adı altında yerle bir etmeyi amaç edinmiş durumda.

Müslümanlar olarak bu büyük küresel Siyonist güçlerin gizli ve tehlikeli oyunlarını fark edemediğimizden, bu önemli hususlara kafa yormadığımızdan kendi değerlerimizi ön plana çıkaracak, en azından kendi çocuklarımızı ve gençlerimizi küresel tuzaklardan koruyacak sinema, çizgi film ve dijital sektörler oluşturamadık. Bizi sunulan paketlere balıklamasına atladık hâlâ da uyanmış değiliz.

Dünya bugünlerde Epstein belgeleriyle çalkalanıyor. Şimdilik yayınlanmasına izin verilen belgelerden anlaşıldığına göre çok karanlık, bal tuzağı yöntemleriyle dünyayı avucunun içine almış bir Siyonist örgütle karşı karşıyayız.

Epstein isimli şahıs bir şahıs değil, küresel ölçekte dünya liderlerini ele geçirmek, o ülkeleri siyonizmin, İsrail’in emelleri için çalışır hale getirmek, bunun için kadınları ve reşit olmamış küçük kız çocuklarını tuzak olarak kullanmak, bunları şantaj unsuru haline getirmek için bir üst Siyonist akıl tarafından tasarlanmış karanlık örgünün temsilcisi.

Amerika’da film ve çizgi film endüstrisinin bunların kontrolünde olduğu, amaçlarına uygun filmler yaptırdıkları da gün gibi ortada. Bu filmlerin ortak özelliği Müslümanları terörist ve ahlaksız göstermek, böylece insanları İslam’dan uzaklaştırmaya çalışıyor. Çizgi filmlerinde ise çocukları küçük yaşta kuralsız özgürlüğe, ahlaksızlığa, LGBT’ye teşvik eden, anne-babaya isyana sevk eden sahneler ve mesajlar açık ya da üstü örtülü şekilde veriliyor.

Bu arada kendi emellerini gerçekleştirmek için de paranın gücüyle milyarlarca dolar verip kimsesiz çocukları dünyanın çeşitli ülkelerinden, toplayarak onları da emelleri uğrunda kullanmayı sürdürüyor ama bunu da gizli saklı, paravan şirketler kamuflajıyla yapıyorlar. Şimdi bu karanlık Siyonist örgütün bir ayağı ortaya çıktı ama kim bilir dünyada bunun gibi nice Epsteinler, nice alçak karanlık organizasyonlar var. Bu belgeler Batı’nın mimsiz bir medeniyet olduğunu, yani bir deniyyet, alçaklık olduğunu açık bir şekilde gösteriyor. Bu alçaklığa özenmek ve özendirmek Müslüman olan bir kimsenin yapacağı bir şey değil. Said Nursi bu medeniyeti, kötülükleri iyiliklerine galip gelmiş bir deniyyet olarak nitelendiriyor.

Müslümanlar uyanık olmaktan da öte şuurlu ve bilinçli olmak zorunda. Ekonomik güçlerini birleştirerek dünyaya İslam ahlakını ve aile değerleri, sevgiyi, şefkati merhameti yaymak için, çocukları küresel Siyonist aklın tuzaklarından kurtarmak için kendi filim, çizgi filim sektörünü, kendi sosyal medyasını oluşturmak zorunda. Bugün dünyada gayr-i meşru, yani aile olmadan, evlenmeden doğan çocukların oranları batı ülkelerinde yüzde 50 ile yüzde 90 arasında. Bizim ülkemizde de yüzde 2 olarak gözüküyor. Bizim gibi Müslüman bir ülkede tedbir alınmazsa gittikçe bu oranların yükseleceğini söylemek için kahin olmaya gerek yok. Ortada zaten.

Bizim Müslüman dediğimiz ülkemizdeki televizyonların şiddeti ve ahlaksızlığı yayan dizileri, sabah kuşağı yayınları dolu dizgin devam ediyor. Muhafazakar Cumhur İttifakı bunu niçin görmezden geliyor, anlamış değiliz. Bu kadar çağrılara niçin cevap vermiyor. İnsanları şiddete ve ahlaksızlığa, müstehcenliği teşvik eden ne kadar yayın varsa bunlara bir ‘dur!’ denmeli.

Artık vakit geçiyor. Bu gidişle sınırlarımızı düşmandan korumak için gösterdiğimiz çabanın aynısını, içimizdeki yayıncı düşmanlardan da çocuklarımızı, gençliğimizi korumak için sarf etmemiz gerekiyor. Milletimiz de kendilerini ve çocuklarını korumak için bu tür yayınlara boykot uygulamalı.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.