Günde kılınan beş vakit namazda kırk defa Fatiha Suresi okunmaktadır. Bu sûrenin bir ayeti olan “iyyake na’büdü ve iyyake neste’in” ayeti de günde kırk defa okunmaktadır. “ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yardım isteriz” mealindeki bu ayette geçen “na’büdü” ve “neste’inü” kelimelerindeki “nun” harfi harika bir mana genişliğine işaret etmektedir. Kur’anın neden “tercüme” edilemez olduğunu, ancak kısa mealinin yazılabileceğini göstermektedir.
“Biz sana ibadet ederiz ve biz senden yardım isteriz.” Fatiha’yı okuyan tek kişi olduğu halde neden çoğul ifadesi olarak “biz” kullanılmaktadır? İmam veya tek başına kılan olarak, okuyan bir kişi olduğu halde çoğul ifadesinin kullanılması ne anlama geliyor?
Buradaki çoğul ifadesi olan ve biz anlamına gelen “nun” üç büyük cemaate işaret etmektedir.
Birincisi, insan komple bir varlıktır. Her hücresi ayrı bir dünya, ayrı bir alem gibidir. O, bütün alemin içinde dürüldüğü harika bir varlıktır. Ayrıca duyguları, hissiyatları, sevgisi, nefreti ile de müthiş bir dünyadır. Bir damla gibidir ancak bütün kainat içinde görünmektedir. İşte insan, bütün zerreleri, hissiyatları ve duyguları ile Allah’a yönelmekte ve “Biz sana ibadet ederiz ve biz senden yardım isteriz.” Demektedir.
İkincisi, insan özellikle cemaatle namaz kıldığında safta kendisi ile omuz omuza veren bütün cemaat bir araya gelmekte ve “Biz sana ibadet ederiz” demektedirler. Bu durumu biraz daha genişletirsek, “Sath-ı arz bir mescid, Mekke bir mihrab, Medîne bir minber; o bürhan-ı bâhir olan Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm bütün ehl-i imâna imam, bütün insanlara hatip, bütün enbiyâya reis, bütün evliyâya seyyid, bütün enbiyâ ve evliyâdan mürekkeb bir halka-i zikrin serzakiri; bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere-i nuraniyedir… “ (Sözler, erisale,s.319) yeryüzündeki bütün ehl-i iman, Peygamber Efendimizin (a.s.m.) imamlığında bir araya gelmişler, bütün geçmiş ve gelecek zamanlardakiler de aynı safta toplanmışlar ve hep bir ağızdan “Biz sana ibadet ederiz ve biz senden yardım isteriz.” Diyorlar.
Üçüncüsü, kainattaki bütün varlıklar, kendilerine mahsus dillerle ve ibadet tarzları ile bir nevi namaz kılıyorlar ve “Mabud-u Zülcelalin” her şeyi kuşatan Rububiyetine karşı geniş kapsamlı olarak, bütün kainat bir ağızdan “Biz sana ibadet ederiz ve biz senden yardım isteriz.” Diyorlar ve kapsamlı bir kulluk ortaya koyuyorlar.
Cemaatle namazın neden önemli olduğunu da buradan anlamak mümkündür.
“Biz senden yardım isteriz.” cümlesindeki “ne istiyorsunuz?” sorusunun cevabı ise “Bizi doğru yola hidayet et” cevabı ile verilmektedir. Hidayetten daha kıymetli bir şey olabilir mi?
Öyleyse bütün duamız, bizi kendilerine nimet verdiklerinin yoluna hidayet et olmalıdır. “(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. (Fatiha Suresi, 1/5-7)
Âmin!