Yalancı Cennetin Cehennem Kokusu

Ahmet Yılmaz

Makaleyi Dinlemek İçin Tıklayınız

Epstein olayı bir “skandal” değil; bir medeniyetin iç yüzünü ele veren itiraf belgesidir. Altınla sıvanmış salonların, kristal avizelerin, özel jetlerin ve ada saraylarının altında; çürümüş bir vicdan, kokmuş bir ahlâk ve insanlıktan kopmuş bir akıl yatmaktadır. Bu hadise, suçun münferit bir sapıklığın ürünü olmadığını; bilakis sistematik bir sefahet düzeninin neticesi olduğunu haykırmaktadır.

Bediüzzaman’ın asırlar önce işaret ettiği “sağ elinde sakîm felsefe, sol elinde sefih medeniyet” tam da burada karşımızdadır. Akıl, vahiyden koparılmış; özgürlük, sorumsuzluğa; haz, kutsala; insan ise tüketilecek bir nesneye indirgenmiştir. Epstein ve onun etrafında kümelenmiş “elit” çember, bu anlayışın yalnızca vitrinidir. Asıl suç, o vitrini kuran zihniyettedir.

Çocukların masumiyeti, bu yalancı cennetin yakıtı yapılmıştır. Güç sahipleri, paranın ve nüfuzun sarhoşluğu ile vicdanlarını boğmuş; adaleti satın alabileceklerini zannetmişlerdir. İşte “modern” insanın trajedisi budur: Kalbi cehennemde yanarken, bedenini sahte bir cennette gezdirme vehmi. Bediüzzaman’ın dediği gibi, kalbi ve ruhu azap çekerken, zâhirî ziynet içinde yüzen birine “mes’ud” denilebilir mi?

Bu düzen, insanın en derin yerinden vurur. Bir tek vehmî hayal bozulduğunda dünyayı zindan eden ruh, burada kökten yaralanmıştır. İnançtan, anlamdan, hesaptan kopmuş bir hayat; en parlak yüzlü eğlenceleri bile acı bir zehre çevirir. Epstein dosyaları açıldıkça görülen şey budur: Kahkahaların altında çığlıklar, şatafatın içinde kanayan bir masumiyet.

Ve sonra aynı “medeniyet”, kendi ürettiği bu illete yine kendince “ilaç” sunar: Dikkat dağıtan oyuncaklar, uyutucu eğlenceler, geçici hazlar… Yani hastalığı üreten el, sözde merhemi de sürer. Fakat o merhem şifa değil; yalnızca hissi iptal eden bir uyuşturucudur. Vicdanı susturur, ama çürümeyi durdurmaz.

Epstein vakası, bir şahsın düşüşü değil; ahlâkı lağvetmiş bir dünyanın aynasıdır. O aynaya bakıp yüzünü çevirenler, suçu “istisna” diye küçültenler, asıl ortaklardır. Çünkü bu bataklık, suskunlukla derinleşir.

Bediüzzaman’ın bedduası bugün de yerini buluyor: Yalancı cennetler, insanın başını yiyor; sefih medeniyet, kendi evladını yutuyor. Ve her Epstein vakası bize şunu tekrar hatırlatıyor: Hesabı inkâr eden akıl, merhameti kaybeder; merhameti kaybeden güç ise canavara dönüşür.

İşte iğrençlik buradadır.

İşte çürüme tam da buradan yayılmaktadır.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.