Makaleyi Dinlemek İçin Tıklayınız |
Dünya uzun zamandır bir yangının ortasında; ama bu yangının dumanı görünmez, alevleri sessiz. Epstein skandalı, bu gizli yangının bir anlığına parlayan kıvılcımıydı. Bir anda herkesin gözünü kamaştırdı; fakat asıl korkutucu olan, o kıvılcımın tek başına olmamasıydı. Çünkü karanlık, bir kişinin gölgesi değil; sistemleşmiş bir çürümenin adıdır.
Pedofili, insanlığın vicdanına saplanmış paslı bir hançer gibidir. Her görmezden gelindiğinde biraz daha derine iner, her suskunlukta biraz daha kanatır. Ve en korkuncu; bu hançeri tutan eller yalnızca suçlular değildir. Kimi zaman susan toplumlar, normalleştiren kültürler, sınırları bulanıklaştıran içerikler de o hançeri bilemektedir.
Çocukluk, insanlığın en saf bahçesidir. Ama bugün o bahçenin etrafındaki çitler sökülüyor. Masumiyet, tüketim kültürünün vitrininde sergilenen bir ürüne dönüştürülüyor. Henüz oyun oynaması gereken küçük bedenlere yetişkinliğin maskesi takılıyor; çocukluğun berrak yüzü makyaj katmanlarıyla gölgeleniyor; masal çağındaki ruhlara, ekranların soğuk ışığı altında yabancı roller öğretiliyor. Bu sadece bir moda değil, masumiyetin sistematik aşındırılmasıdır.
Bir toplumun gerçek yüzü, en zayıfını nasıl koruduğuna göre anlaşılır. Çocuklarını koruyamayan bir medeniyet, yüksek binalarına rağmen içten içe çökmüş bir harabeden ibarettir. Çünkü çocuk, geleceğin sadece teminatı değil; aynı zamanda bugünün vicdanıdır.
Bugün bazı dijital platformlar, bazı sosyal medya akımları ve eğlence endüstrisinin karanlık köşeleri, sınırları silikleştirerek tehlikeli bir normalleşme üretiyor. Kötülük artık karanlıkta saklanmıyor; ışıkların altında, alkışların arasında, “özgürlük” ve “trend” kelimelerinin arkasına gizleniyor. En büyük tehlike, zehrin şekerle kaplanmasıdır.
Ve unutulmamalıdır: Pedofili yalnızca suç değildir; bir toplumun bağışıklık sistemini çökerten bir virüstür. Eğer erken teşhis edilmez, eğer sert bir iradeyle mücadele edilmezse, zamanla her dokuyu enfekte eder. Bugün susmak, yarının utancını imzalamaktır.
Artık mesele tartışma değil, tavır meselesidir.
Devletler, çocukları koruma konusunda demir gibi yasalarla, tavizsiz denetimlerle ve caydırıcı cezalarla bir kalkan oluşturmak zorundadır.
Aileler, çocukluğu yetişkinlikten ayıran çizgiyi yeniden hatırlamak zorundadır.
Medya ve içerik üreticileri, reyting uğruna masumiyetin sınırlarını aşındırmanın bedelini anlamak zorundadır.
Çünkü her çocuk, korunması gereken bir emanettir.
Her çocuk, geleceğin kalbidir.
Ve o kalp kırıldığında yalnızca bir hayat değil, insanlığın yarını parçalanır.
Bu yüzden bu bir çağrı değildir; bu bir alarmdır.
Bu bir yazı değildir; bu bir sirendir
Uyanmak zorundayız.
Ayağa kalkmak zorundayız.
Çocukluğu yeniden korumak için, karanlığa karşı bir vicdan seferberliği başlatmak zorundayız.
Çünkü çocukların güvenli olmadığı bir dünyada, hiçbir yetişkin gerçekten masum değildir.