Terörsüz Türkiye Süreci (12)

Abdulkadir Menek

Komisyonda her kesime mensup ve farklı görüşlerde çok sayıda kişi ve kuruluş temsilcilerinin görüşü dinlenmiş, raporda bu şekilde ifade edilen görüşlerin ortak mutabakat noktalarından geniş bir şekilde yararlanılarak hazırlanan rapora yansıtılmıştır. Bu çerçevede bu görüşlerden bazılarını şu şekilde kısaca özetlemek mümkündür:

‘’Ortak acı vurgusu ise acıların tek bir kesime ait olmadığına, toplumun geneline yayılan bir yükün paylaşıldığına ve tam da bu paydaşlık üzerinden kalıcı huzur ve barışın toplumsal zeminini güçlendiren bir duygu birliği üretilebildiğine işaret etmektedir.

Dile getirilen görüşlerde öne çıkan bir diğer husus, sürecin sadece güvenlik ve örgütün tasfiyesi ekseninde ele alınmaması gerektiğini vurgulayan bütüncül yaklaşımdır. Demokratikleşme, eşit yurttaşlık, hak ve özgürlüklerin güvenceye alınması ile ekonomik kalkınma boyutlarının birlikte düşünülmesi beklenmektedir. Süreç boyunca sıklıkla işaret edilen bir diğer konu, hukuki düzenleme ihtiyacı, silah bırakma ve devamındaki sürecin yönetimi yanında hukuk devleti ve demokratikleşme başlıklarındaki talepler olmuştur.’’

Raporda ‘’PKK’nin Kendini Feshetmesi ve Silah Bırakması’’ başlığı altında şu konulara vurgu yapılmıştır:

‘’Silahların susması, kırılganlıkların kendiliğinden onarılması anlamına gelmeyecektir. Silahsız döneme geçenlerin topluma kazandırılması, adalet duygusunu zedelemeyen bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır. Eğitim, istihdam, psikososyal destek, yerel kalkınma programları ve sivil toplumla iş birliği, bu sürecin ana hatlarını oluşturmaktadır. Sürecin en önemli hususiyetlerinden birisi, toplumsal psikolojinin başarılı bir şekilde yönetilmesidir.

En başından itibaren “Kürt’ün onurunu, Türk’ün gururunu” korumayı esas alan bir yaklaşım benimsenmiştir. Çünkü biliyoruz ki; Kürt’ün onurunu korumayan bir dil, Türk’ün gururunu hiçe sayan bir söylem barışa değil, yeni kırılmalara neden olacaktır. Hedefimiz sadece asgari müştereklerde birleşmek değil, birlikte yaşamın azami zeminini güçlendirmektir.’’

Komisyon raporunun en önemli bölümlerinin başında hiç şüphesiz ‘’Sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri’’ konusu gelmektedir. Çünkü en çok tartışmaya konu olan meseleler de burada yapılacak bazı yasal düzenlemelerdir. Terörsüz Türkiye Sürecini sağlam bir altyapıya kavuşturmak ve bir daha hiç bir art niyetli zihniyet tarafından sabote edilmesine fırsat vermeyecek bir biçimde sarsılmaz bir temele oturtmak gerekir. Konu ile ilgili olarak Komisyonun önerilerini şöylece özetlemek mümkündür:

‘’Örgütün tüm unsurlarıyla feshi ile silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır. Silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edilmektedir. Kanun; silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır.

Bu doğrultuda kanun, örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasındaki hukuki durumlarını tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Kanun, aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı bir şekilde toplumla bütünleşmesini de hedeflemelidir. Kanun; kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli, kapsamı yorum yoluyla genişletilmeye müsait olmayacak şekilde net, bütüncül ve anlaşılır olmalıdır. Yasal düzenlemeler, toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır.

Toplumsal bütünleşme sürecinin sağlıklı biçimde ilerlemesi, adalet ve eşitlik duygusunun toplumun tüm kesimlerinde kökleşmesine ve her bireyin ortak geleceğe eşit fırsatlarla dâhil olmasına dayanan kapsayıcı bir anlayışı ve buna yönelik politikaların belirlenmesini zorunlu kılmaktadır.

Kanunla, örgüt mensuplarının tabi olduğu sürecin izlenmesini ve raporlanmasını temin edecek, Yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşturulması gerekmektedir. Bu mekanizmanın tespit ve teyidi çerçevesinde, uygulamaların etkinliği ve hedefe ulaşma düzeyi denetlenmiş olacaktır. Böylece sürecin sağlıklı bir şekilde yürüyüp yürümediği gözlemlenecek ve gerekli tedbirler zaman kaybetmeksizin alınabilecektir. Bu çerçevede, kamuoyunun her aşamada bilgilendirilmesi de sağlanmış olacaktır.’’

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun raporunda demokratikleşme ile ilgili olarak önemli bazı önerilerde bulunulmuştur. Türkiye’nin tam anlamıyla demokratikleşmesini sağlayacak bu önerilerin Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar da göz önüne alınarak, ileri dönemlerde yeni pişmanlıklara yol açmayacak şekilde TBMM’nde yasal bir zemine oturtulmasını temenni ediyoruz:

‘’a-Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olma niteliğini perçinleme hususunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi ortadadır.

b-Yargılama ve İnfaza İlişkin Düzenlemeler, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler çerçevesinde yeniden ele alınmalıdır.

c-Hak ve Özgürlüklerin Genişletilmesi ile İlgili Düzenlemeler yeniden ele alınmalı ve kapsamı genişletilmelidir.

d-Siyasi Etik Kanunu hazırlanmalıdır.

e-Demokratik siyaset zeminini güçlendirmek amacıyla idari sistemin “daha demokratik ve hukuki standardı daha yüksek” bir şekilde organize edilmesi mümkündür.

Daha sonra komisyon raporunda genel bir değerlendirme kapsamında şu görüşlere yer verilmiştir:

‘’Milletin vicdanıyla, aklıyla ve irfanıyla yürüyen bu süreç, kalıcı sonuç üreterek; kardeşlik, birlik ve bütünleşme temelli bir vatandaşlık anlayışıyla güçlendiğinde, “Türkiye Modeli”nin en kıymetli kazanımı olan iç huzur, sağlam zeminler üzerinde yükselecektir.

Demokratik, çoğulcu ve herkesin kendini ait hissettiği bir Türkiye’yi hep birlikte büyük bir çabayla inşa etmek için hakikatin göz ardı edilmediği, duyguların inkâr edilmediği ve siyasetin çözüm üretme cesareti gösterdiği bir anlayışın benimsenmesi hayati önemdedir.

Komisyonumuz, Türkiye’nin barışla, bütünlükle, demokrasiyle ve kardeşlikle güçleneceğini göstermiştir. Canları ve kanları pahasına vatanımız için hayatlarını hiçe sayan şehitlerimizin aziz hatırası ve gazilerimizin kardeşlik iradesi, millî bütünlüğümüzün sarsılmaz teminatıdır. Oluşan müşterek kanaat, sürecin kamu düzenini koruyan, hak ve hürriyetleri genişleten, toplumsal rızayı büyüten ve ortak geleceği kurumsal bir disiplin içinde taşıyan bir yol üzerinde ilerlemesi yönündedir.

Bu rapor, çalışmaların ve gelen raporların tümünden süzülen birikimi ve ortak aklı, izleyen dönemde atılacak adımlara rehberlik edecek bir çerçeve hâlinde dikkatlere sunmaktadır.

Bundan sonraki safhada, tespit ve takip mekanizmalarının öngörülebilirliği, idari ve hukuki düzenlemelerin açıklığı, toplumsal uyum adımlarının kapsayıcılığı ve Meclis denetiminin sürekliliği belirleyici olacaktır.

Komisyonun ortaya koyduğu yaklaşım, ortak gelecek hedefini ortak projelerle güçlendiren, bölgesel kalkınmayı hızlandıran, sosyal bağları onaran ve ayrıştırıcı senaryoların zeminini daraltan bir bütünleşme üretmeyi esas almaktadır. Böylelikle ortak gelecek hedefimiz, millî iradenin gözetiminde kurumsal teminat kazanacaktır. Türkiye Modeli; meşruiyet, istikrar ve toplumsal barış üreten bir çerçeveye dönüşecektir.’’

Bu komisyon raporu ile birlikte çok önemli bir aşama tamamlanmış ve TBMM’nde bu konunun artık yasal bir zemine kavuşması için yapılacak çalışmalara gelinmiştir. Bu kadar önemli ve büyük gayretlerle yapılan bir çalışmanın heba olmaması için gerekli düzenlemelerin tam bir olgunluk, akl-ı selim ve güven içinde yapılması gerekmektedir.

Belki bu konuda yapılacak çalışmaları planlamak amacıyla yeni bazı komisyonların da kurulması gerekebilir. Bu konuda herkes elini taşın altına koymalı ve Türkiye’nin bir daha asla böyle çok büyük kan ve enerji kaybına sebep olan bir kıskaca düşmemesi için gerekli olan her türlü fedakârlığı göstermelidir.

Bunun için de TBMM’nde temsil edilen bütün siyasi partilerin bu önemli çalışmalara, aynen komisyon aşamasında olduğu gibi katkı sunması ve üzerlerine düzen çabayı göstermeleri gerekir. Geleceğin ‘’Büyük Türkiye'si bu büyük gayret ve çalışmaların sonunda mutlaka gerçekleştirilecektir.

İlk yorum yazan siz olun
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.