Şehr-i Ayıntab-ı Cihan (V)

Abdulkadir Menek

F- GAZİANTEP’TE YETİŞEN ÜNLÜ KİŞİLER

1- Mütercim Asım (1755-1819): Seyyid Ahmet Asım, Anteb’in ünlü alimlerinden ders görmüş ve İstanbul’a gitmiştir. Türkçe’nin yanısıra Arapça ve Farsça’yı çok iyi derecede bilen Mütercim Asım, 3. Selim ve 2. Mahmud’un himayesinde birçok Arapça ve Farsça eserleri tercüme ederek Osmanlıca’ya kazandırmıştır. Döneminin en büyük mütercimi olarak nam salmıştır. Birçok telif eserin de sahibidir. Üç dilde şiir yazacak kadar güçlü bir edip olan Asım, aynı zamanda sözlük yazımı konusunda da haklı bir şöhrete ulaşmıştır. Selanik Kadılığı görevinde de bulunmuş ve 1819 tarihinde İstanbul’da vebadan vefat etmiştir.

2- Bedrüddin Ayni (1762-1855): İlk dersleri kadı olan babasından aldı. Çevre şehirlerde bulunan bazı büyük alimlerden de ders aldıktan sonra, bir müddet kadılık görevinde bulundu. Birçok ilimde çok derin bilgilere sahip olan Ayni, yerleştiği Kahire’de üstün devlet görevlerinde bulundu. Tarih, hukuk, edebiyat, dil ve biyografi alanlarında elli civarında eser yazmıştır.

3- Münif Paşa (1829-1910): Asıl adı Mehmet Tahir olan Münif Paşa, Osmanlılar yönetiminde çok önemli görevlerde bulundu. Antep ve Kahire’deki tahsil hayatından sonra İstanbul’a yerleşti. Cemiyet-i İlmiye adında bir dernek kurdu. Bir çok bürokratik görevlerden sonra Müderrisliğe başladı. Çok sayıda yabancı dil öğrendi ve dergi çıkararak yayıncılık ile yakından ilgilendi. Yeniliklere çok açık olmakla birlikte, Osmanlı yönetimine bağlılığını hep devam ettirmiştir. Uzun yıllar Maarif Nazırlığı yapan Münif Paşa, eğitimcilik yönünü her zaman öne çıkarmıştır. Kütüphanecilik konusuna çok büyük önem vermiş, çok sayıda eser yazmış ve 1910 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

4- Aydi Baba (1812-1865): Antep, Halep, Kayseri ve İstanbul’da iyi bir tehsil hayatı yaşadı. Kayseri’de bir dönem müderrislik yaptıktan sonar, Gaziantep’te vaizlik ve imamlık görevlerinde bulundu. Aydi Baba, daha sonraki yıllarda irşad faaliyetleri ile birlikte şiire yönelmiş, çok sayıda ilahi, münacaat ve naat yazmıştır.

5- Hasip Dürri Efendi (1848-1913): Asıl ismi Mehmet Hasip’tir. Ancak Dürri mahlasını kullanmıştır. Medrese tahsilini tamamlamış ve uzun yıllar imamlık yapmıştır. Çok sayıda şiir ve gazelleri vardır. Gaziantep’te yetişen en iyi şairler arasında gösterilen Hasip Dürri tarafından yazılan üç adet eser bulunmaktadır.

6- Ömer Asım Aksoy (1898-1993): Dil ve edebiyat üzerine çok önemli çalışmalar yapmıştır. 1941 yılında Türk Dil Kurumu Tarama ve Derleme Kolu Başkanlığına getirilmiş, otuz beş yıl süren çalışmalarda Tarama Sözlüğü (8 cilt) ve Derleme Sözlüğü (12 cilt) gibi ünlü eserlerini yazmıştır. Gaziantep dili ve kültürü üzerinde çok önemli çalışmalar yapmış ve eserler vermiştir.

7- Cemil Cahit Güzelbey (1908-1995): Gaziantep folklorü, örf ve adetleri, töreleri, inançları, yemekleri, tarihi şahsiyetleri, tarihi ve turistik değerleri ile el sanatları üzerinde çok değerli çalışmalar yapmış ve bunlardan bir kısmını kitaplaştırmıştır. Gaziantep Şer’i Mahkeme Sicillerini yayınlamıştır.

8- Necmeddin Şahiner (1943- ): Edebiyatçı, gazeteci, araştırmacı ve yazardır. Tarih, edebiyat, müzik, Gaziantep ve Bediüzzaman Said Nursi hakkındaki eserleriyle tanınmaktadır. Bediüzzaman ve Risale-i Nur hakkındaki çalışmaları dünya çapında büyük yankı meydana getirmiştir. 50 civarında yayınlanmış eseri vardır. Bediüzzaman ve Gaziantep konularında yoğunlaşmış olarak çalışmalarına devam etmektedir.

9- Nazım Gökçek: 1943 yılında Gaziantep’te dünyaya geldi. Genç yaşlardan itibaren bütün hayatını iman ve Kur’an hizmetlerine vakfetti. Etkili hitabeti ve okuyuşu, güler yüzü ve samimi anlatımı ile binlerce insanın iman ve Kur’an hakikatleri ile tanışmasına ve kaynaşmasına vesile oldu. Hayatının en büyük ve değişmez gayesi olarak bu hakikatlere hizmeti her zaman en ön sıraya koydu. 2005 yılının Nisan ayında Gaziantep’te vefat etti. Cenazesine birçok ilden gelen binlerce kişi katıldı.

Bunlardan başka Şah Veli Antabi, Ayni Hasan Efendi, Mehmet Münip Efendi, Küçük Hafız, Katip Mustafa Efendi, Seyit Mehmet Hafız Efendi, Bahaeddin(Hayret) Efendi, Izrapzade Abdullah Necip Efendi, Ali Nadi Ünler, Beşir Göğüş, M. Oğuz Göğüş, Hüseyin Bayaz, Şakir Sabri Yener, Mithat Enç gibi değişik sahalarda ün yapmış kişilerden de söz etmek gerekir.

G- GAZİANTEP’TE TARİHİ CAMİLER

Gaziantep’te çok sayıda tarihi cami bulunmaktadır. Bu özelliğinden dolayı bu şehre ‘’Camiler Şehri’’ de denmektedir. Şehrin görünüşüne, tarihi dokusuna ve mimari yapısına çok büyük katkı ve estetik katan bu camilerin, şehrin genel görünüşü içinde çok önemli bir yeri bulunmaktadır. Anadolu’nun diğer şehirlerinde olduğu gibi Ayıntab camileri de ibadet maksadının yanısıra, halkın eğitimi, iletişim ve bazı önemli konuların görüşüldüğü mekanlar olarak kullanılmıştır. Bu nedenle mahallelerin hayatında bu ibadethanelerin ifa ettikleri fonksiyonlar çok çeşitlidir.

Ayıntap’taki tarihi camilerin hemen hemen hepsinin yapımında kesme taşlar kullanılmıştır. Hem cami ve hem de minarelerin yapımında çok ince sanat teknikleri kullanılmış ve estetiğe çok büyük önem verilmiştir. 1822 yılında bölgede meydana gelen büyük depremde cami ve minareler çok büyük hasar görmüş ve daha sonraki yıllarda bunlar yeniden tamir ve inşa edilmiştir. Aynı şekilde Ayıntab’ın işgal yıllarında özellikle cami ve ibadethaneler çok büyük saldırılara hedef olmuş ve buralarda büyük tahribatlar meydana gelmiştir. Savaşın ardından, halkın büyük gayret ve yardımları bu tahribatlar, mümkün olduğu kadar aslına uygun şekilde tamir edilmeye çalışılmıştır. Gaziantep Savunması sırasında 50 civarında olan bu tarihi camilerin ancak 30 tanesi kurtarılabilmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır.

6 Şubat depreminde de bu tarihi camilerin bazıları büyük zarar görmüş, depremin ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğünün yaptığı bir planlama çerçevesinde tamiratları aslına uygun bir şekilde yapılmış ve yapılmaya devam edilmektedir. Depremde Gaziantep’te 34 camii hasar görmüş, hasar gören camilerin 22’si ağır hasarlı olarak kayıtlara geçmiştir. Bu çerçevede ağır hasar gören camileri ve yapılış tarihlerini şu şekilde sıralayabiliriz: Boyacı Camii (1357), Alaüddevle Camii (1515), Karagöz Cami(1758), Şirvani Camii (1667), Handaniye Camii (1580), Ömeriye Camii (1210), Eyüpoğlu Camii (1586), Tahtani Camii 16.yy), Kurtuluş Camii, Kozanlı Camii (1647), Tabak Halil Camii, Bekir Bey Camii (1651), Hacı Nasır Camii (1570), Hüseyin Paşa Camii (1579), Kabasakal Camii (16.yy), Karatarla Camii (1627), Şeyh Fetullah Camii (1564), Ali Nacar Camii (14.yy), Ahmet Çelebi Camii (1672), Ayşebacı Camii (1722), Kanalıcı Camii (1593), Kılınçoğlu Camii (1593), Şahveli Camii (1570).

İlk yorum yazan siz olun
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.