B-BİR ŞEHİR HALKININ YAZDIĞI MUHTEŞEM DESTAN-ANTEP SAVUNMASI
Antep Savunması, bir şehir halkının toprağını, bayrağını, namusunu korumak ve düşman postallarına çiğnetmemek için topyekûn olarak kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, yaşlısıyla, siviliyle, askeriyle kararlılığının, cesaretinin, mücadelesinin, inancının ve azminin bir destanıdır. İngilizler Mondros Mütarekesi hükümlerine dayanarak 15 Ocak 1919'da Antep'i işgal ettiler.
O zamanlar 100 bin civarında olan Antep'in nüfusunun 15 bini Ermeni olmak üzere 16 bini gayr-ı Müslim idi. (1927 yılındaki ilk resmi nüfus sayımında Gaziantep’in nüfusu 215.762 olarak kayıtlara geçmiştir) Bu işgal Ermeniler tarafından sevinç gösterileriyle karşılandı. Müslüman halka sataşarak, küstahça tavırlar sergilemeye başladılar.
Bu küstahça davranışları, İngiliz kuvvetleri ve daha sonra, 5 Kasım 1919 tarihinde işgal nöbetini devralan Fransız kuvvetleri de destekleyince Antep'in ileri gelenleri kendi aralarında toplanıp direniş kararı alarak, değişik cemiyet ve gruplar halinde teşkilatlanmaya başladılar. Bu teşkilatlanma köylere kadar yayıldı. Bunların ardından gönüllüler kendi aralarında askeri birlikler oluşturmaya başladılar. Köylerde çeteler kuruldu.
1 Kasım 1919'da Ermenilerin küstahça tavırları, yapılan büyük bir mitingle protesto edildi. Fransızların ve Ermenilerin saldırı ve küstahça tavırları arttıkça halkın tepkisi de o oranda yükselmeye başladı. Şehir içinde ve çetelerde silahlanma çalışmaları hızlandı.
Fransızların Kilis'e giden kuvvetlerinin yolda çevrilerek imha edilmesiyle 1 Ocak 1920'de ilk silahlı çatışmalar başladı. Daha sonraki günlerde Şahin Bey ve emrindeki çeteler, Fransızlara büyük kayıplar verdi. 28 Mart 1920'de Şahin Beyin şehit edilmesi büyük üzüntü meydana getirmişse de, halkın karşı koyma azmini en üst düzeye çıkardı. 1 Nisan 1920'de şehirde ilk silahlar patlamaya başladı.
Düşmanın teknik yönden ve sayıca çok üstün silahlarına karşı Antep halkı çok yetersiz ve kendi imal ettikleri silahlarla kahramanca karşı koydu. Şehirdeki bütün demirciler, tenekeciler, marangozlar kısacası bütün sanatkarlar silah imal etmek için seferber oldular. Antepliler, düşmanı şehirlerinden çıkarmak için muhteşem ve destan gibi bir mücadeleyi her şeylerini ortaya koyarak var güçleriyle sürdürdüler.
10 Ağustos 1920'de imzalanan ve Osmanlı İmparatorluğunu parça parça eden Sevr Anlaşması hükümlerine göre, Antep ve civarı Fransızların mandasına verilmekteydi. Bu durum Anteplilerin mücadele azmini zerre kadar sekteye uğratmadı. Fransızlar, Anteplilerin bu direniş ve mücadele azmini kırmak için şehirde toplarla büyük bir tahribata giriştiler. Şehir etrafındaki düşman ablukası neticesi şehirde büyük bir kıtlık yaşanmaya başlandı. Erzak sıkıntısı had safhaya ulaşınca halk ve özellikle çocuklar büyük zorluklar yaşamaya başladılar.
Bu gelişmeler ve Antep halkının kahramanca direnişi üzerine, Büyük Millet Meclisi tarafından 6 Şubat 1921 tarihinde, çatışmalar bütün şiddetiyle devam ederken kabul edilen 93 numaralı kanunla, şehre GAZİLİK unvanı verildi.
Vatandaşların elinde bulunan bütün cephane ve erzak tükenince, 7 Şubat 1921'de şehirdeki bütün kahraman direnişçiler, bir huruç harekatı gerçekleştirerek düşman siperlerini yarıp şehir dışına çıkmayı başardılar. Bu şekilde şehir dışına sağ olarak ancak 450 asker ve direnişçi çıkabilmiştir. 8 Şubat tarihinden itibaren bir tek askeri kalmayan Gaziantep halkı teslim olmak zorunda kaldı. On bir ay süren bu kahramanlık destanında 6317 Antep evladı şehit edilmiştir. Bu büyük sahlanış sırasında Antepliler, bütün şehit ve gazileriyle tarihe birer kahraman olarak geçmişlerdir.
20 Ekim 1921'de Fransız Hükümetiyle imzalanan Ankara Anlaşması sonucu, 25 Aralık 1921'de bütün düşman askerleri şehri terk etti. Mehmetçik halkın sevinç gözyaşları ve tekbir sesleriyle Anteb'e girerek şehri teslim aldı. 25 Aralık günü Gaziantep'te her yıl "Kurtuluş Günü" olarak kutlanmaktadır.
Antep'in işgali günlerinde şehirde büyük üzüntüler yaşandı. Ağıtlar yakıldı. Hüzünlü türküler söylendi. Tarihin altın sayfaları arasında yerini alan şan ve şeref dolu bir destan yazıldı. İşgal günlerindeki Anteplinin duygularını ve yaşadığı üzüntüleri Şair Şerif Dai şu mısralarla ölümsüzleştirdi:
GAZİANTEP DESTANI
Kara imiş şu Antebin yazısı
Melemiyor koyun ile kuzusu
Her köşe başında yiğit ölüsü
Hani benim mor sümbüllü bağlarım
Antep diye hazin hazin ağlarım
Kavaklığın şirazesi bozuldu.
Humanıza kara yazı yazıldı.
Camilere şehit kabri kazıldı.
Hani benim mor sümbüllü bağlarım
Antep diye hazin hazin ağlarım.
Mağralardan gelir hep ağıt sesi
Telaşa düşürdü Fransız nası
Koç yiğit yitirmiş ağlar babası
Hanı benim mor sümbüllü bağlarım
Antep diye hazin hazin ağlarım.
Fransızlar dört tarafı tuttular
Onbeş buçukluyu şehre attılar.
Çok evleri birbirine kattılar
Hanı benim mor sümbüllü bağlarım
Antep diye hazin hazin ağlarım.
Askerler hep mahsarada kaldılar
Fıstıkları çıtır çıtır kırdılar
Bir hücumda üç yüz şehit verdiler
Hani benim mor sümbüllü bağlarım
Antep diye hazin hazin ağlarım.
Fransızlar dört taraftan yürüdü
Yağ kalmadı yüreğimde eridi
Çok yiğitler siperlerde çürüdü.
Hanı benim mor sümbüllü bağlarım
Antep diye hazin hazin ağlarım.
Ağlaşır analar, sızlaşır bacı.
Yürekten çıkar mı böyle bir acı
Cümle müslümanlar size duacı
Hani benim mor sümbüllü bağlarım
Antep diye hazin hazin ağlarım.
Doğrusu Antebe çok yazık oldu
Ağlamadan gözüm kan ile doldu
Gül gibi gelinler sarardı, soldu
Hanı benim mor sümbüllü bağlarım
Antep diye hazin hazin ağlarım.
Anteb’in etrafı dumanlı dağlar
Doktorlar toplanmış yaramı bağlar
Anneler ah çeker bacılar ağlar
Hani benim mor sümbüllü bağlarım
Antep diye hazin hazin ağlarım.
Düşman Çınarlıya hücuma kalktı
Su gibi sokaktan al kanlar aktı
Çekirdek ekmeği özümü yaktı
Hanı benim mor sümbüllü bağlarım
Antep diye hazin hazin ağlarım.
Bir mezara dört şehidi koydular
Mecruhlar hep hastaneye doldular
Çok kimseler onu da güç buldular
Hanı benim mor sümbüllü bağlarım
Antep diye hazin hazin ağlarım.
Minareden ezan sesi gelmiyor.
N'olup n'olmadığını kimse bilmiyor.
Gelinler kızların yüzü gülmüyor
Hani benim mor sümbüllü bağlarım
Antep diye hazin hazin ağlarım.