Suriye, İslamiyet ile müşerref olan ilk bölgelerden biri olarak büyük bir şeref ve ehemmiyet kazandı. Suriye’nin birçok önemli bölgesi, 634 yılında Şam civarına üç ordu gönderen Hz. Ebu Bekir (RA) döneminde kazanılan zaferlerle fethedildi ve Şam’ın fetih kapıları açılmış oldu. Hz. Ömer (RA) zamanında, 635 yılında Halid bin Velid komutasındaki İslam orduları tarafından bölgenin önemli bir kısmı fethedildi ve bu fetihler Şam, Humus, Hama ve Halep dâhil olmak üzere birçok şehre kadar uzandı. Bölge halkının büyük bir çoğunlukla Arap olması ve Müslümanların da uygulama ve yönetimlerinde adil davranmaları, bu bölgenin fethini kolaylaştırdı ve birçok Suriye şehri kendi istekleriyle ve barış yoluyla İslam devletine katılmayı kabul etti.
Emevi halifeleri döneminde Şam ve Halep başta olmak üzere, Suriye şehirlerinde İslam sanatını temsil eden, tarihi ve kültürel değeri yüksek olan çok sayıda saray, cami vb. eserler inşa edilmiştir. Bu eserlerden önemli bir kısmı günümüze kadar ayakta kalmayı başarmış olmakla birlikte, maalesef bunların önemli bir kısmı da Suriye iç savaşı sırasında büyük ölçüde tahrip edildi. Bir kısmı da tamamen kullanılmaz hale getirildi.
751 yılında, Abbasiler tarafından Emevi devletine son verildi ve Suriye bölgesi Bağdat’ta bulunan Abbasiler Devletine bağlı bir eyalet haline getirildi. Abbasilerden sonra Fatımiler, Eyyubiler, Memlukler, Selçuklular ve Osmanlılar burada yönetimi ellerinde bulundurdular.
Şarkın En Sevgili Sultanı ve Kudüs Fatihi Selahaddin-i Eyyubi’nin, bölgenin imar ve huzuru için çok büyük katkıları oldu. O’nun vefatından sonra bölge çok önemli sarsıntılar geçirdi.
Osmanlı Devletinin, Yavuz Sultan Selim döneminde başlayan ve bütün Suriye’yi kapsayan egemenliği tam dört yüz yıl sürdü. 1516 yılında Mercidabık Zaferinin ardından Suriye, Filistin ve Ürdün fethedilerek Osmanlı Devletinin toprakları arasına katıldı. Bu dönemlerde Bilâdüşşam tabiri daha çok kullanılmaya başlandı. Biladüşşam bölgesi; Suriye, Filistin, Lübnan ve Ürdün bölgelerini kapsıyordu ve bu bölgesin en önemli merkezlerinden birisi hiç şüphesiz Dımaşk’tı (Şam). Şam için aynı zamanda Dımaşkuşşam tabiri de kullanılıyordu.
Osmanlılar Şam ve Halep başta olmak üzere bu bölgede imar ve inşa faaliyetlerine çok büyük önem vermişlerdir. Osmanlılar döneminde Suriye bölgesinde çok sayıda cami, medrese, han ve kervansaray yapıldı. Lala Mustafa Paşa, Murad Paşa ve Koca Sinan Paşa gibi Şam Beylerbeylerinin, bölgenin imar ve ihyası için çok önemli çalışmaları ve gayretleri oldu. Osmanlı’nın Orta Doğu, Afrika ve Uzak Doğu’ya açılan ticaret yollarının çok önemli bir kısmı bu bölgeden geçiyordu. Hac ve ticaret yollarının güvenliği için bu bölgenin huzur ve emniyet içinde olması son derece önemliydi. Halep ve Şam, bu anlamda ticaret kervanlarının en büyük uğrak merkezleri konumundaydı.
1800’lü yılların başından itibaren bölgede önemli bir hareketlilik görülmeye başlandı. Avrupa’dan bölgeye gelen insanların sayısında gözle görülür bir artış ortaya çıktı. Osmanlı ordusu 1917 yılının sonlarında Kudüs’ten, 1918 yılının sonlarına doğru Şam’dan çekilmeye başlaması ile birlikte, bölgede yepyeni bir idari anlayış ortaya çıktı. Osmanlı’nın buradan çekilmeye başlaması ile birlikte Avrupa zalimleri ve Asya münafıkları tam bir işbirliği ve beraberlik içinde bu mübarek beldelerde daha önceleri ekmeye başladıkları fitne ve nifak tohumlarının semerelerini toplamaya, buranın masum ve mazlum halkına kan kusturmaya başladılar.
Bölgede önce İngilizlerin, daha sonraları da Fransızların yönetimine bırakılması ile birlikte çok sancılı bir dönem başladı. Suriye’de Fransızların manda yönetimi 2. Dünya Savaşının sonuna kadar devam etti. Bu 26 yıllık manda yönetimi boyunca, Suriyeliler ile Fransız askerleri arasında büyük çatışmalar yaşandı. Fransa, üstün askeri gücünü kullanarak on binlerce Suriyeliyi öldürdü ve her seferinde bu isyanlar çok kanlı bir şekilde bastırıldı.
1946 yılından 1970 yılına kadar farklı koalisyonlar ve partiler tarafından idare edilen ve çok kötü bir süreç geçiren Suriye, esas dehşeti, 1970 yılında Milli Savunma Bakanı olan Hafız Esed’in bir darbe sonucu yönetimi ele geçirmesi ile yaşamaya başladı. Nusayri kökenli ve diktatör bir sosyalist olan Hafız Esed döneminde halka adeta kan kusturuldu. Özellikle 1982 yılının Şubat ayında gerçekleştirilen Hama katliamı ile on binlerce masum insan acımasızca öldürüldü. 30 yıllık dehşetli bir istibdat döneminin ardından Hafız Esed’in 2000 yılında ölmesi sonucu, yerine 34 yaşındaki oğlu Beşar Esed geçti. Beşar Esed, başlarda hoşgörülü bir görüntü vermeye çalışsa bile, zaman geçtikçe babasından çok daha sert ve radikal kararlarla kendini göstermeye başladı.
2011 yılında başlayan Arap Baharı hareketleri, Beşar Esed tarafından çok büyük bir kıyım ve katliam ile önlenmeye çalışıldı. Bu süreç boyunca Rusya ve İran Hizbullah’ının da desteğini arkasına alan Beşar Esed, yaptığı bu büyük zulümlerle tarihin en büyük ve hunhar diktatörleri arasına girdi. El Muhaberat örgütü ile Sednaya hapishanelerini, çok büyük utanç sayfaları olarak arkasında bıraktı.
2011 yılında Suriye’de başlayan hak ve hukuk arayışları, istibdattan kurtularak hür bir ortamda yaşama talepleri tam on üç yıl sürdü. 8 Aralık 2024 tarihinde Esed’in uçak dolusu para ve altın alarak Rusya’ya kaçması ile birlikte yeni bir dönem başladı. Bu dönemin bilançosu çok ağır oldu. Bir milyona yakın insan öldürüldü. Milyonlarca insan mülteci durumuna düştü. Geride harap edilmiş şehirler, iflas etmiş bir devlet ve ekonomi bırakıldı. Talan edilmiş ve yaşanmaz hale gelmiş şehirler ve köylerin, yeniden eski haline gelmesi için onlarca yıl çok büyük gayret ve imkânlarla çalışmak gerekecek. Suriye’nin yetişmiş insan gücü ve ekonomik potansiyeli de maalesef bunun için yeterli görünmüyor.
Türkiye böyle bir ortamda Aralık 2024 tarihinden itibaren Suriye’ye kardeşlik ve yardım elini uzatmaya başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan, diğer bütün devlet yetkililerine kadar, kardeşlik ruhunun ve tarihi misyonun bir gereği olarak ellerinden geleni yapmak için adeta seferber oldular. Gaziantep’in bu ülke ve özellikle kardeş şehir Halep’in imarı, inşası ve yeniden ayağa kalkması için çok özel bir gayret gösterdiği gözden kaçmıyor.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin organizasyonu ile geçen hafta bir Halep ziyareti gerçekleştirdik. Bu ziyarete Gaziantep Valisi Kemal Çeper, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Şehitkâmil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, bazı kamu kuruluşlarının temsilcileri ile birlikte çok sayıda Sivil Toplum Kuruluşunun Temsilcisi iştirak etti. Savaştan önce defalarca ziyaret ettiğimiz Haleb’in savaş sonrası vaziyetini çok merak ediyorduk. Gerçekten tam bir facia ile karşılaştık. Rejime yakın insanların ve merkezi mahallelerin durumu nispeten iyi görünüyorken, diğer mahalleler ve bölgeler adeta yerle bir olmuştu. Bazı bölgelerde sağlam bir tek ev bile kalmamıştı. Çok feci ve dramatik bir manzara ile karşı karşıya geldik. Bu büyük ve korkunç bir yükün altından kalkmak hiç kolay görünmüyor.
Gaziantep topyekûn il olarak Halep için çok önemli bazı projelere imza atıyor. Muhakkak ki gelecekte de çok önemli bazı çalışmalar yapılacak. Gaziantep’te bulunan kardeşlik ve ensar ruhu, mültecilerin iltica sürecinde kendini en güzel şekilde göstermiş ve bütün bir şehir ahalisi olarak çok büyük bir fedakârlık ve civanmertlik göstermişlerdi. Fatma Şahin’in başkanlığındaki Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Halep’e beş adet Belediye Otobüsü hediye etti. Aynı zamanda 150 dönümlük Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesinin yapımını da üstlenerek çalışmalara başladı.
Aynı şekilde Büyükşehir Belediyesinin organizasyonu sonucu geçen yıl Şam’daki Emevi Camii’nin halıları yenilenmişti. Bu günlerde de Halep Zekeriya (AS) Camii’nin halıları Gaziantep’te bulunan halıcıların katkıları ile yenileniyor. Yine Zekeriya Camii’nin restorasyon ve onarımı da TİKA ile birlikte Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılıyor. Büyükşehir Belediyesi şehrin yeniden imar ve inşası ve altyapı hizmetleri için önemli düzeyde teknik destek vermeye başladı. Aynı günün akşamı da Abdullah bin Abbas Camii’nde binlerce kişinin katıldığı bir Kardeşlik İftar Sofrası kuruldu ve burada da çok güzel dostluk sahnelerine hep beraber şahit olduk.
Gaziantep Şahinbey Belediyesi de bu çerçevede önemli desteklerde bulundu. Bu belediyemiz tarafından Halep’e beş adet çöp kamyonu ve 750 adet çöp konteynırı hibe edildi. Aynı şekilde Şahinbey Belediyesi, Şahinbey ilçesinde bulunan Yeşilvadi projesinin bir benzeri olarak 230 dönümlük bir alan üzerinde bir parkın yapımına başladı. Birkaç ay içinde bu park hizmete sunulacak. Şahinbey Belediyesi bu kardeşlik ve komşuluk ilişkileri çerçevesinde Azez’de her gün 500 kişi için iftar sofraları düzenliyor.
Gaziantep’te tarih boyunca her zaman varlığını hissettirmiş kardeşlik ve ensar ruhu, bundan sonra da hiç şüphesiz devam edecektir. Bu güzellik ve yardımseverlik hasleti ve teşebbüs ruhu ile her zaman öne çıkmış bir şehrin insanları olarak, dört yüz yıl bir ve beraber yaşadıkları, etle tırnak gibi ayrılmaz bir bütüne dönüştükleri kardeşleri ve komşuları için, elbette bundan sonra da elinden gelen ve üzerine düşen bütün vazifeleri yerine getirecek ve tarihi misyonlarını şerefle yüklenmeye devam edeceklerdir.